İşten Çıkarıldım Ne Yapmalıyım? Fesih Sonrası İlk Adımlar
Fesih bildirimini aldıktan sonraki ilk günlerde atılması gereken adımlar: yazılı gerekçe talebi, haklı ve geçerli fesih ayrımı, zorunlu arabuluculuk başvurusu, tazminat kalemleri ve delil olarak toplanması gereken belgeler.
Yazan: Tuğrul Alataş · Güncelleme:
İşten Çıkarma Bildirimini Aldığınız Gün Neden Belirleyicidir
İşten çıkarıldım ne yapmalıyım sorusunun yanıtı, çoğu zaman fesih bildiriminin elinize ulaştığı günde başlar. Bu tarih, iş hukukundaki sürelerin neredeyse tamamı için başlangıç noktasıdır: işe iade talebinde arabulucuya başvuru süresi, işçilik alacaklarında zamanaşımının işlemeye başlaması ve işsizlik ödeneği başvurusu hep bu güne bağlanır. Tarihin belirsiz kalması, sonradan hangi talebin süresinde ileri sürüldüğü tartışmasını doğurur.
Bildirim size elden verildiğinde şu noktalara dikkat edilmesi yerinde olur:
- İmzanızın yanına teslim aldığınız tarihi elle yazın. Matbu bir tarih bulunsa bile kendi el yazınızla tarih düşmek, tebliğ gününü belgelendirir.
- İçeriğine katılmıyorsanız kayıt düşün. “Tebliğ aldım, içeriğini kabul etmiyorum” şeklinde kısa bir ibare yeterlidir. İmzadan tamamen kaçınmak çoğunlukla tutanak tutulmasıyla sonuçlanır ve tebligat yine geçerli sayılır.
- Belgenin bir örneğini isteyin. Örnek verilmezse, imzalamadan önce fotoğrafını çekin.
- Aynı gün imzalatılmak istenen diğer evrakı okumadan imzalamayın. İstifa dilekçesi, ibraname veya karşılıklı sona erdirme (ikale) sözleşmesi çoğu zaman fesih bildirimiyle birlikte önünüze konur. Bu belgeler talep edebileceğiniz kalemleri doğrudan etkiler.
Fesih Gerekçesini Yazılı Olarak İsteyin
İş güvencesi hükümlerinin uygulandığı hallerde işveren, fesih bildirimini yazılı yapmak ve sebebi açık, kesin biçimde göstermek zorundadır. Uygulamada sık karşılaşılan durum, bildirimde “yapısal değişiklik” ya da “performans” gibi genel bir ibarenin yer alması, somut olgunun ise hiç yazılmamasıdır.
Sebep yazılı değilse veya anlaşılmıyorsa, işverene yazılı bir talep yöneltilmesi yerinde olur. Bu talep e-posta, kurumsal yazışma sistemi ya da noter aracılığıyla gönderilen ihtarname ile yapılabilir. Önemli olan, talebin ve varsa cevabın kayıt altına alınmasıdır.
Yazılı gerekçenin taşıdığı ağırlık şuradan gelir: işveren, yargılama sırasında bildirimde yazmayan yeni bir sebep ileri süremez. Davranışa ya da verime dayanan fesihlerde ayrıca işçinin savunmasının alınmış olması gerekir. Savunma alınmadan yapılan bu tür fesihler, sebebin doğruluğu tartışılmadan geçersiz sayılabilir.
Haklı Fesih ile Geçerli Fesih Arasındaki Fark
İş sözleşmesinin sona erdirilmesinde iki ayrı zemin bulunur ve sonuçları birbirinden farklıdır.
Haklı nedenle derhal fesih, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gibi ağır hallerde gündeme gelir. Bildirim süresi beklenmez, sözleşme anında sona erer. İşveren işçiyi bu nedenle çıkarmışsa ve sebep ispatlanırsa, işçi kıdem ve ihbar tazminatı talep edemez. Bu fesih hakkının, olayın öğrenilmesinden itibaren altı iş günlük hak düşürücü süre içinde kullanılması gerekir; süre geçtikten sonra yapılan fesih haklı nedene dayandırılamaz.
Geçerli nedenle fesih ise işçinin yetersizliğinden, davranışlarından ya da işletmenin gereklerinden kaynaklanır. Bildirim süresine uyulur veya karşılığı peşin ödenir, kıdem tazminatı hakkı korunur. İşçi bu fesihte geçerli sebebin bulunmadığını ileri sürerek işe iade talebinde bulunabilir.
Aynı ayrım işçi tarafında da geçerlidir. Ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması veya çalışma koşullarının esaslı biçimde değiştirilmesi gibi hallerde işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir; bu durumda kıdem tazminatı hakkı doğar, ihbar tazminatı ise feshi yapan taraf işçi olduğu için istenemez.
İş Güvencesi Kapsamında mısınız
İşe iade talep edebilmek, kanunun aradığı üç koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır:
- İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalıştırılması. Aynı işverenin aynı iş kolundaki diğer işyerlerindeki işçi sayısı da hesaba katılır.
- İşçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması. Aynı işverene ait farklı işyerlerinde geçen süreler birleştirilir.
- Belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışılması.
Bu koşullar sağlanmıyorsa işe iade yolu kapalıdır; ancak kıdem, ihbar ve diğer alacak talepleri ile fesih hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse kötüniyet tazminatı gündeme gelebilir. İşçi sayısının fesih tarihindeki durumu esas alındığından, bordro ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının incelenmesi bu değerlendirmenin ilk adımıdır.
Zorunlu Arabuluculuk: Dava Şartı Olan Aşama
İşçilik alacakları ve işe iade taleplerinde arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Bu aşama tamamlanmadan açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri ise bu zorunluluğun dışındadır.
Başvuru, adliyedeki arabuluculuk bürosuna ya da elektronik ortamda yapılır. Ankara’da Yenimahalle’de çalışan veya işvereni bu bölgede bulunan taraflar bakımından başvuru, Ankara Adliyesi bünyesindeki arabuluculuk bürosuna yöneltilir. Büro bir arabulucu görevlendirir, taraflara toplantı daveti iletilir ve süreç kanunda öngörülen kısa süre içinde sonuçlandırılır.
Görüşmeye gitmeden önce yapılması gerekenler:
- Talep edilecek kalemlerin listelenmesi ve her biri için yaklaşık hesap çıkarılması.
- Kabul edilebilir alt sınırın önceden belirlenmesi.
- Tutanağa yazılacak ifadenin kapsamının netleştirilmesi.
Son nokta özellikle önemlidir. Arabuluculuk anlaşma tutanağı mahkeme ilamı gibi icra edilebilir niteliktedir; “tüm işçilik alacaklarından feragat ediyorum” biçiminde geniş bir ibare, sonradan fark edilen fazla mesai ya da izin alacağının istenmesini engelleyebilir. Anlaşma yalnızca görüşülen kalemlerle sınırlı tutulabilir.
Toplantıya mazeretsiz katılmamanın da bir sonucu vardır: davada haklı çıksa bile katılmayan taraf yargılama giderlerinden sorumlu tutulabilir.
Anlaşma Sağlanamazsa: İş Mahkemesinde Dava
Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa arabulucu son tutanağı düzenler. Bu tutanak, açılacak davanın dosyaya eklenmesi zorunlu ekidir.
İşe iade davasının, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılması gerekir. Bu süre hak düşürücüdür ve kaçırıldığında feshin geçersizliği artık ileri sürülemez; geriye yalnızca alacak talepleri kalır. Alacak davalarında ise zamanaşımı süreleri uygulanır, süre alacağın türüne ve fesih tarihine göre değişir.
Dava, davalının yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer iş mahkemesinde açılır. Ankara’da bu dosyalar Ankara Adliyesi’ndeki Ankara İş Mahkemeleri’nde görülür, istinaf incelemesini Ankara Bölge Adliye Mahkemesi yapar. İşe iade davalarında bölge adliye mahkemesinin kararı kesin olduğundan, dosyanın ilk derecede eksiksiz hazırlanması ayrı bir önem taşır.
Mahkeme feshi geçersiz bulursa, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak üzere işverene başvurulması gerekir. Bu başvuru yapılmazsa fesih geçerli hale gelir. İşveren bir ay içinde işe başlatmazsa, kanunda belirlenen alt ve üst sınırlar arasında mahkemece takdir edilen işe başlatmama tazminatı ile en çok dört aya kadar boşta geçen süre ücreti ödenir. Bu sürecin ayrıntılarını iş ve sosyal güvenlik hukuku çalışmalarımız başlığı altında bulabilirsiniz.
Kıdem ve İhbar Tazminatında Hesabın Mantığı
Rakam vermek yerine hesabın nasıl kurulduğunu bilmek, talebinizin gerçekçi sınırını görmenizi sağlar.
Kıdem tazminatı için en az bir yıllık kıdem ve sözleşmenin tazminata hak kazandıran bir nedenle sona ermesi aranır. Hesapta çıplak ücret değil, yol, yemek ve düzenli ikramiye gibi süreklilik taşıyan ödemelerin eklendiği giydirilmiş brüt ücret esas alınır. Çalışılan her tam yıl için bu ücret tutarında ödeme yapılır, yıldan artan süreler oranlanır. Kanunda öngörülen bir tavan tutar bulunur ve belirli dönemlerde güncellendiğinden hesap, fesih tarihinde yürürlükte olan tavana göre yapılır.
İhbar tazminatı, bildirim sürelerine uyulmadan yapılan fesihlerde doğar. Bildirim süreleri kıdeme göre kademelendirilmiştir: altı aydan az çalışmada iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk yıl ile üç yıl arasında altı hafta, üç yıldan uzun çalışmada sekiz hafta. Süreye uymayan taraf, o süreye ait ücret tutarında ödeme yapar.
İşten ayrılış bildirgesindeki çıkış kodu da bu noktada devreye girer. Kod, feshin hangi nedene dayandığını gösterir ve hem tazminat taleplerini hem de işsizlik ödeneğine hak kazanmayı etkiler. Kodun gerçek duruma uymadığını düşünüyorsanız, itiraz yolu açıktır.
Fazla Mesai, Tatil ve Yıllık İzin Alacakları
Fesih sonrası talepler yalnızca tazminatlardan ibaret değildir. Sıklıkla gözden kaçan kalemler şunlardır:
- Fazla çalışma ücreti. Haftalık kanuni çalışma süresini aşan çalışmalar için normal saat ücretinin kanunda öngörülen oranda artırılmış tutarı ödenir. Bordroda fazla mesai tahakkuku görünüyor ve bordro itiraz kaydı düşülmeden imzalanmışsa, aynı dönem için yazılı delil aranır.
- Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti. Tatil günlerinde çalışıldığında her gün için ayrıca bir günlük ücret tahakkuk eder.
- Yıllık izin ücreti. Kullanılmayan izinlerin ücrete dönüşmesi yalnızca sözleşme sona erdiğinde mümkündür. İşveren izin defterini veya imzalı izin formlarını sunamazsa, iznin kullandırıldığı ispatlanamaz.
- Ödenmemiş ücret, prim ve ikramiyeler. Banka hesap hareketleriyle bordro tutarlarının karşılaştırılması, eksik ödemeleri ortaya çıkarır.
Ayrıca fesih tarihinden itibaren otuz gün içinde İŞKUR’a başvurularak işsizlik ödeneği talep edilebilir. Başvurunun geç yapılması, gecikilen süreye denk gelen ödeneğin yanmasına yol açar.
Hangi Belgeler ve Deliller Toplanmalı
İspat yükü büyük ölçüde işçiye düştüğü için, belgelerin işyerinden ayrılmadan önce derlenmesi süreci kolaylaştırır. Toplanması yararlı olanlar:
- İş sözleşmesi, varsa ek protokoller ve görev tanımı.
- Ücret bordroları ile banka hesap dökümü. Bordrodaki tutarla hesaba yatan tutar arasındaki fark, ücretin bir kısmının elden ödendiğinin göstergesi olabilir.
- İşyeri giriş çıkış kayıtları, puantaj çizelgeleri, vardiya listeleri.
- Kurumsal e-postalar, mesajlaşma yazışmaları, mesai onayları ve görev değişikliği yazıları.
- Fesih bildirimi, savunma istem yazısı, tutanaklar ve varsa disiplin kararları.
- Aynı dönemde aynı işyerinde çalışmış kişilerin iletişim bilgileri. Tanık beyanı, özellikle fazla mesai ve tatil çalışmalarında belirleyici olur.
Bunların yanında SGK hizmet dökümü ayrı bir yer tutar. e-Devlet üzerinden alınabilen bu belge; işe giriş ve çıkış tarihlerini, prim ödenen gün sayısını, bildirilen kazancı ve işyeri sicil numarasını gösterir. Döküm üzerinden fiilen çalışılan sürenin eksik bildirilip bildirilmediği, ücretin asgari ücret üzerinden gösterilip gösterilmediği ve alt işveren değişikliklerinin kıdemi kesintiye uğratıp uğratmadığı görülür. Eksik bildirim varsa hizmet tespiti talebi de gündeme gelebilir.
Belgeleri toplarken işyerinin ticari sırlarına ilişkin verileri kopyalamamaya dikkat edilmesi gerekir; bu tür bir davranış, ayrı bir uyuşmazlığın konusu olabilir. Kendinize ait bordro, yazışma ve kayıtlarla sınırlı kalmak yeterlidir.
Fesih sonrası atılacak adımların sırası dosyadan dosyaya değişir; belirleyici olan, elinizdeki belgelerin ne söylediği ve hangi sürelerin işlemeye başladığıdır. Diğer çalışma alanlarımızı inceleyebilir, işçilik alacakları veya işe iade sürecine ilişkin sayfamıza göz atabilir, dosyanızın değerlendirilmesi için Yenimahalle’deki büromuza ulaşabilirsiniz.