Mirasın Reddi Nedir? Borçlu Miras Kalınca Ne Yapılır?
Borç bırakan bir mirasbırakanın ardından mirasçıların başvurabileceği yol olan mirasın reddi; süresi, başvurulacak mahkeme, hükmen ret ve ret sonrası payların akıbeti bakımından ele alınıyor.
Yazan: Tuğrul Alataş · Güncelleme:
Mirasın Reddi Ne Anlama Gelir?
Mirasın reddi, mirasbırakanın ölümüyle birlikte kendiliğinden mirasçılara geçen hak ve borçların bütününün mirasçı tarafından geri çevrilmesini sağlayan hukuki yoldur. Türk Medeni Kanunu’nda benimsenen sistemde miras, ölüm anında ayrı bir işleme gerek kalmadan mirasçılara bir bütün olarak geçer. Mirasçı yalnızca taşınmazları, banka hesaplarını veya araçları değil, mirasbırakanın borçlarını da devralır ve bu borçlardan kural olarak kendi malvarlığıyla sorumlu olur.
Ret, işte bu sonucu ortadan kaldırır. Usulüne uygun yapılan ret beyanıyla kişi, mirasçı sıfatını hiç kazanmamış duruma gelir. Uygulamada bu yola çoğunlukla şu hallerde başvurulur:
- Mirasbırakanın ödenmemiş banka kredileri, kredi kartı borçları veya kefalet yükümlülükleri bulunması
- Ticari faaliyetten doğan borçlar, çek ve senet takipleri
- Vergi ve prim borçları ile bunlara ilişkin icra dosyaları
- Terekedeki malvarlığının borçları karşılamayacağının anlaşılması
Buna karşılık ret, yalnızca borçlu terekeler için düşünülen bir kurum değildir. Mirasçılar arasındaki paylaşımdan uzak durmak isteyen kişiler de kanunun aradığı koşullarla bu yola gidebilir.
Gerçek Ret ile Hükmen Ret Arasındaki Fark
Kanun, reddi iki ayrı biçimde düzenler ve ikisinin işleyişi birbirinden farklıdır.
Gerçek ret (iradi ret), mirasçının kendi iradesiyle mahkemeye başvurarak yaptığı beyandır. Süreye bağlıdır ve süre geçtikten sonra bu yol kapanır. Terekenin borca batık olup olmadığına bakılmaz; mirasçı istediği için reddeder.
Hükmen ret, mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması halinde mirasın kendiliğinden reddedilmiş sayılmasıdır. Burada mirasçının ayrıca beyanda bulunması aranmaz. Bu nedenle üç aylık süreyle de sınırlı değildir; alacaklılar bir takip başlattığında veya dava açtığında mirasçı terekenin borca batık olduğunu ileri sürebilir.
İki yol arasındaki ayrım usul bakımından da sonuç doğurur: gerçek ret sulh hukuk mahkemesine yapılan bir beyanla, hükmen ret ise alacaklılara karşı açılan bir tespit davasıyla ya da başlatılmış takibe karşı ileri sürülen bir savunmayla gündeme gelir. Miras hukuku dosyalarında yürüttüğümüz çalışmaların kapsamına miras hukuku çalışma alanımızdan ulaşabilirsiniz.
Reddin, benzer görünen iki kurumla karıştırılmaması gerekir. Mirastan feragat, mirasbırakanın sağlığında onunla mirasçı arasında noterde düzenlenen bir sözleşmeyle kurulur ve ölümden sonra yapılan tek taraflı ret beyanından tamamen ayrıdır. Miras payının devri ise mirasçı sıfatının kazanılmış olmasını gerekli kılar; payını devreden kişi mirasçılıktan çıkmış olmaz ve terekenin borçlarına ilişkin sorumluluğu belirli ölçüde sürer. Ret ise mirasçılık sıfatını baştan itibaren ortadan kaldırır.
Ret Beyanı Hangi Makama, Nasıl Yapılır?
Gerçek ret beyanı, mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır. Mirasın açıldığı yer, mirasbırakanın son yerleşim yeridir; mirasçıların nerede oturduğu bu noktada belirleyici değildir. Son yerleşim yeri Yenimahalle olan bir mirasbırakan bakımından başvuru, Ankara Adliyesi bünyesindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır.
Beyanın taşıması gereken nitelikler şöyle özetlenebilir:
- Kayıtsız ve şartsız olmalıdır; “şu borç çıkmazsa kabul ederim” gibi bir kayıt geçersizdir
- Terekenin bir kısmıyla sınırlandırılamaz, miras bir bütün olarak reddedilir
- Her mirasçı kendi adına beyanda bulunur; bir mirasçının reddi diğerlerini kapsamaz
- Vekil aracılığıyla yapılacaksa vekaletnamede bu yetkinin açıkça yer alması gerekir
Hâkim, sözlü ya da yazılı beyanı tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılan ret, mirasın açıldığı yer sulh mahkemesinin özel kütüğüne yazılır ve talep eden mirasçıya ret beyanını gösteren bir belge verilir. Bu belge, sonradan açılan icra takiplerinde ve tapu işlemlerinde dayanak oluşturur.
Ret Süresi Ne Zaman İşlemeye Başlar?
Ret için kanunda öngörülen süre üç aydır; bu süre hak düşürücü niteliktedir ve dolduktan sonra gerçek ret yolu kapanır. Sürenin başlangıç anı ise mirasçının sıfatına göre farklılaşır:
- Yasal mirasçılar için süre, mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihte işlemeye başlar. Mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat eden kişi bakımından başlangıç anı bu öğrenme tarihidir.
- Vasiyetname ile atanmış mirasçılar için süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihte başlar.
- Sonraki derece mirasçıları bakımından süre, önceki derecedeki mirasçıların mirası reddettiğini öğrendikleri tarihten itibaren işler.
Önemli sebeplerin bulunması halinde sulh hâkimi, tanınmış olan süreyi uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir. Terekenin resmî defterinin tutulması talep edilmişse beyan için farklı bir işleyiş söz konusu olur; bu halde mirasçıya, defterin tamamlanmasının ardından tercihini bildirmesi için süre verilir.
Terekenin Borca Batık Olması ve Hükmen Ret Davası
Terekenin borca batık olması, mirasbırakanın ölüm tarihindeki borçlarının malvarlığını aşması anlamına gelir. Bu durumun ortaya konulmasında tapu ve trafik tescil kayıtları, banka hesap dökümleri, mirasbırakan aleyhine yürüyen icra dosyaları, vergi dairesi kayıtları ve varsa ticari defterler kullanılır.
Hükmen ret, uygulamada iki biçimde gündeme gelir. Alacaklı henüz harekete geçmemişse mirasçı, borçtan sorumlu olmadığının tespiti istemiyle dava açabilir. Alacaklı takip başlatmış ya da dava açmışsa mirasçı, terekenin borca batık olduğunu savunma olarak ileri sürer.
Bu yolda dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: mirasçının, mirası benimsediği anlamına gelen davranışlardan kaçınması gerekir. Aşağıdaki nitelikteki işlemler ret hakkının düşmesine yol açabilir:
- Tereke mallarını gizlemek veya kendi malvarlığına katmak
- Taşınmazı kendi adına intikal ettirmek, aracı devretmek
- Terekenin olağan yönetimi kapsamında sayılamayacak tasarruflarda bulunmak
- Mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olmayan işlemleri yapmak
Cenaze giderlerinin karşılanması ya da terekedeki bir malın korunmasına yönelik zorunlu işlemler bu kapsamda değerlendirilmez.
Reddin, mirasçıyı her koşulda tümüyle sorumluluk dışında bırakmadığı da bilinmelidir. Mirası reddeden kişi, mirasbırakandan ölümünden önce kanunda belirtilen süre içinde almış olduğu ve mirasta denkleştirmeye tabi tutulacak nitelikteki kazandırmalar ölçüsünde tereke alacaklılarına karşı sorumlu tutulabilir. Bu nedenle mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerin, bağışlamaların ve tapu işlemlerinin ret kararından önce gözden geçirilmesi gerekir.
Mirası Reddeden Kişinin Payı Kime Geçer?
Mirası reddeden yasal mirasçının payı, miras açıldığı anda kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Bunun pratikteki karşılığı çoğu zaman gözden kaçar: çocuklarından biri mirası reddettiğinde onun payı kendi altsoyuna, yani mirasbırakanın torunlarına intikal eder. Borçlu bir terekede yalnızca birinci derecedeki mirasçıların ret beyanında bulunması, borcun bir alt kuşağa aktarılmasından başka bir sonuç doğurmaz.
Bu nedenle borca batık terekelerde ret beyanının, mirasçılık sırası içinde yer alan herkes bakımından ayrı ayrı ve süresinde yapılıp yapılmadığı değerlendirilir. Altsoyun tamamının reddi halinde miras, sağ kalan eşe geçer. En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse tereke, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; tasfiye sonunda bir değer artarsa bu değer, mirası reddetmemiş gibi hak sahiplerine verilir.
Küçükler ve Kısıtlılar Adına Ret
Velayet altındaki küçükler ile vesayet altındaki kısıtlılar, ret beyanını kendileri yapamaz. Bu kişiler adına beyanda bulunacak veli, vasi veya kayyımın işlemi, kanunun aradığı izin ve denetim mekanizmalarına tabidir. Vesayet altındaki kişiler bakımından vesayet makamının izni aranır; velayet altındaki küçükler yönünden de uygulamada sulh hukuk mahkemesinden izin alınması yoluna gidilir.
Miras borçlarının bir alt kuşağa geçtiği durumlarda çoğunlukla küçük yaştaki mirasçılar da devreye girdiğinden, bu adımın atlanması ileride icra takipleriyle karşılaşılmasına yol açar. Sürenin küçük adına ne zaman işlemeye başladığı ve iznin hangi mahkemeden alınacağı, dosyanın somut durumuna göre belirlenir.
Ana ve babanın menfaatinin çocuğun menfaatiyle çatıştığı hallerde, örneğin aynı terekede hem velinin hem çocuğun mirasçı olduğu ve payların birbirini etkilediği durumlarda, çocuk adına işlem yapmak üzere kayyım atanması gündeme gelebilir. Bu tür dosyalarda ret beyanı ile izin ya da kayyım atama talebinin birlikte planlanması, sürenin izin aşamasında tükenmesini önlemek bakımından önem taşır.
Tereke Tespiti, Mirasçılık Belgesi ve Reddin Geri Alınamaz Niteliği
Ret beyanından önce terekenin kapsamının bilinmesi gerekir. Mirasçılar, sulh hukuk mahkemesinden terekenin tespitini isteyebilir; bu talep terekedeki aktif ve pasifin kayda geçirilmesini sağlar. Daha kapsamlı bir inceleme için resmî defter tutulması istenebilir ve defterin tamamlanmasının ardından mirasçı, mirası kabul edip etmeyeceğini bildirir.
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) ile ret arasındaki ilişki de sıkça sorulur. Ret, mirasçılık belgesinin alınmasına engel değildir; ancak belge, mirasçı sıfatını geçmişe etkili biçimde kaybeden kişiyi pay sahibi olarak göstermemelidir. Ret kütüğe işlendikten sonra belgenin buna göre düzenlenmesi veya yeniden alınması gündeme gelir.
Burada altı çizilmesi gereken nokta şudur: ret beyanı geri alınamaz. Usulüne uygun yapılan ve sonuçlarını doğuran beyandan, mirasçının tek taraflı iradesiyle dönülemez. Sonradan tereke içinde beklenmeyen bir taşınmaz ya da alacak ortaya çıkması da kural olarak bu sonucu değiştirmez. Ayrıca ödemeden aciz halindeki bir mirasçının, alacaklılarından mal kaçırma amacıyla mirası reddetmesi halinde alacaklılar, kanunda öngörülen süre içinde reddin iptalini isteyebilir.
Ret Sürecinde Sık Karşılaşılan Hatalar
Ret hakkının kaybedilmesine yol açan durumlar dosyadan dosyaya değişse de birkaç başlıkta toplanabilir:
- Süreyi yanlış tarihten saymak. Süre, ölümün ve mirasçı sıfatının öğrenilmesine bağlıdır; mirasçılık belgesinin sonradan alınmış olması süreyi yeniden başlatmaz.
- Tek bir mirasçının beyanda bulunması. Ret kişisel bir işlemdir; kardeşlerden birinin beyanı diğerlerini kapsamaz.
- Altsoyun gözden kaçırılması. Reddeden mirasçının çocukları kendi adlarına beyanda bulunmadığında borç yükü bu kuşakta durmaya devam eder.
- Tereke üzerinde tasarrufta bulunmak. Aracın devredilmesi, taşınmazın kendi adına tescili ya da hesaptaki paranın çekilmesi, mirasın benimsendiği yönünde değerlendirilebilir.
- Vekaletnamenin yetersiz kalması. Ret için özel yetki içermeyen genel bir vekaletnameyle yapılan başvuru geri çevrilebilir.
- Küçükler için izin adımının atlanması. Velayet veya vesayet altındaki mirasçılar bakımından gereken izin alınmadığında beyan sonuç doğurmayabilir.
Bu başlıkların hangisinin dosyada karşılık bulduğu, ölüm tarihi, ölümün öğrenilme anı, mirasçılar arasındaki derece ilişkisi ve tereke üzerinde yapılmış işlemler bir arada okunarak belirlenir. Belgeler bu sıraya göre çıkarıldığında hangi yolun açık kaldığı da netleşir.
Ret Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?
Kanunda öngörülen süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış sayılır. Bu andan itibaren mirasbırakanın borçlarından kendi malvarlığıyla da sorumlu tutulabilir; maaş haczi, banka hesaplarına ve taşınmazlarına yönelik takipler bu sorumluluğun sonucudur.
Süre kaçırıldığında elde kalan seçenekler dosyanın niteliğine göre değişir:
- Terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu ortaya konulabiliyorsa hükmen ret ileri sürülebilir
- Koşulları varsa terekenin resmî tasfiyesi talep edilebilir
- Alacaklının başlattığı takibe karşı süresinde itiraz edilerek takibin durdurulması sağlanabilir
Bu seçeneklerin hangisinin uygun olduğu, mirasbırakanın malvarlığı ile borçlarının ölüm tarihindeki durumuna, mirasçının tereke üzerinde işlem yapıp yapmadığına ve takibin hangi aşamada olduğuna bağlıdır. Miras dosyalarında yürütülen dava ve takip işleri hakkında tereke ve miras davalarına ilişkin sayfamızda ayrıntılı bilgi bulunmaktadır; diğer başlıklar için çalışma alanlarımıza göz atabilirsiniz.
Ankara ve Yenimahalle’de yürütülen miras dosyalarında ret beyanı, süre hesabı ve tereke araştırması bakımından hukuki destek almak isterseniz iletişim bilgilerimize buradan ulaşabilirsiniz.