Tenkis Davası Nedir? Saklı Pay, Süre ve Yetkili Mahkeme
Tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflar yüzünden saklı payı zedelenen mirasçıların açtığı davadır. Yazıda saklı pay oranları, tenkise tabi tasarruflar, süreler, def'i yolu, muris muvazaasından farkı ve yetkili mahkeme anlatılıyor.
Yazan: Tuğrul Alataş

Tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflar yüzünden saklı payının karşılığını alamayan mirasçının, bu tasarrufların saklı payını zedelediği ölçüde azaltılmasını istediği davadır. Mirasbırakan vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle mirasının önemli bir bölümünü bir kişiye bırakmışsa, kanunun korumasındaki yakın mirasçılar bu davayla saklı paylarının tamamlanmasını talep edebilir.
Bu yazıda saklı pay ve tasarruf oranının ne olduğunu, saklı paylı mirasçıları ve oranlarını, tenkise tabi tasarrufları, davayı kimin açacağını, hak düşürücü süreleri, def’i yolunu, muris muvazaasından farkı ve yetkili mahkemeyi anlatıyoruz. Miras uyuşmazlıklarının genel çerçevesi için Yenimahalle miras avukatı hizmet sayfamıza da bakabilirsiniz. Oranlar kanunla belirlendiğinden örneklerde rakam yerine oran mantığını gösteriyoruz.
Saklı Pay ve Tasarruf Oranı Nedir?
Mirasbırakan, mirasının tamamı üzerinde her zaman dilediği gibi ölüme bağlı tasarruf yapamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 505. maddesine göre mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası ya da eşi bulunan mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir; bu mirasçılardan hiçbiri yoksa mirasının tamamında tasarruf edebilir.
Saklı pay, kanunun bazı yakın mirasçılara güvence altına aldığı asgari miras hakkıdır. Mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebildiği kısma ise tasarruf oranı ya da tasarruf edilebilir kısım denir. Ölüme bağlı tasarruf deyince vasiyetname ve miras sözleşmesi anlaşılır.
Saklı pay, mirasçının yasal miras payının kanunda belirlenen bir bölümüdür. Bu nedenle hesapta önce her mirasçının yasal miras payı bulunur, saklı pay bunun üzerinden belirlenir.
Saklı pay sistemi, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü ile yakın mirasçıları koruma düşüncesi arasında bir denge kurar. Mirasbırakan vasiyetle ya da miras sözleşmesiyle mirasını dilediği gibi paylaştırabilir, ancak bu özgürlük saklı payları aşamaz. Aşıldığında kanun, mirasçılara tenkis davası yolunu açar.
Saklı Paylı Mirasçılar ve Saklı Pay Oranları
Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesine göre saklı paylar şöyledir:
- Altsoy (çocuklar ve onların altsoyu): Yasal miras payının yarısı.
- Ana ve baba: Her biri için yasal miras payının dörtte biri.
- Sağ kalan eş: Altsoy ya da ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.
Kardeşlerin saklı payı 2007’de 5650 sayılı Kanunla kaldırıldı. Bu nedenle mirasbırakanın altsoyu, ana ve babası ya da eşi yoksa ve geride yalnızca kardeşleri varsa, mirasının tamamı üzerinde tasarruf edebilir. Saklı pay oranlarını mirasbırakan değiştiremez; bu oranlar kanunla belirlenmiştir.
Örnekle Saklı Pay ve Tasarruf Oranı
İlk örnekte mirasbırakanın eşi yok ve tek çocuğu var. Çocuğun yasal miras payı mirasın tamamıdır. Saklı payı bunun yarısı olduğundan, mirasbırakan malvarlığının yarısı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir; diğer yarısı çocuk için ayrılmak zorundadır. Mirasbırakan vasiyetnameyle bütün malvarlığını üçüncü bir kişiye bırakırsa, çocuk saklı payının zedelendiğini ileri sürerek tenkis davası açabilir.
İkinci örnekte mirasçılar eş ve bir çocuktur. Çocuğun saklı payı kendi yasal miras payının yarısıdır. Eş altsoyla birlikte mirasçı olduğu için eşin saklı payı ise kendi yasal miras payının tamamıdır. Mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısım, bu saklı paylar çıkarıldıktan sonra kalan bölümdür.
Üçüncü örnekte mirasbırakanın eşi ve altsoyu yok, ana ve babası sağdır. Ana ve babadan her birinin saklı payı kendi yasal miras payının dörtte biridir. Bu oran altsoyun yarı oranından düşüktür; çünkü kanun ana ve babanın saklı payını daha düşük bir oranda korumuştur.
Bu örneklerde görüldüğü gibi, hesap her zaman mirasçı grubuna göre değişir. Dosyada eş, çocuk ve ana babadan hangilerinin bulunduğu, tasarruf oranının ne kadar kaldığını doğrudan belirler.
Tenkise Tabi Tasarruflar Hangileridir?
Tenkis, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflara yöneliktir (TMK m.560). Başlıca türler şunlardır:
- Vasiyetname: Mirasbırakanın tek taraflı olarak yaptığı ölüme bağlı tasarruf.
- Miras sözleşmesi: Mirasbırakanın başka biriyle yaptığı, ölümünden sonra hüküm doğuracak sözleşme.
- Sağlararası karşılıksız kazandırmalar: Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bazı bağış ve benzeri kazandırmalar (TMK m.565).
Sonuncusu için kanun yalnızca bazı kazandırmaları tenkise tabi tutmuştur. TMK m.565 bunları sayar: mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar, ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yaptığı bağışlamalar, miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar, belirli koşullarda yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapılan kazandırmalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar. Bir kazandırmanın bu türlerden birine girip girmediği, işlemin niteliğine ve tarihine göre ayrıca değerlendirilir.
Dosyalarda sık görülen durumlar arasında mirasbırakanın bütün malvarlığını tek bir çocuğuna, sonradan evlendiği eşine ya da üçüncü bir kişiye bırakması yer alır. Her somut olayda önce tasarrufun türü, sonra saklı payı zedeleyip zedelemediği belirlenir.
Tenkis, tasarrufu tümüyle ortadan kaldırmaz. Tasarruf saklı payı aşan ölçüde azaltılır; saklı payı zedelemeyen kısım geçerliliğini korur.
Tenkis Davasını Kim Açar?
Türk Medeni Kanunu’nun 560. maddesine göre saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilir. Yani davayı açabilecek kişi saklı paylı mirasçıdır (altsoy, ana ve baba ya da eş) ve saklı payının karşılığını almamış olmalıdır.
Davacı mirasçı, tasarrufun tasarruf oranını aştığını ve saklı payının zedelendiğini göstermelidir. Dava, aşırı tasarruftan yararlanan kişilere, yani vasiyetle mal bırakılan kişiye, miras sözleşmesinin lehtarına ya da sağlararası kazandırmayı alan kişiye karşı yöneltilir.
Davadan önceki ilk adım, davacının saklı payının ne olduğunun belirlenmesidir. Bunun için mirasçı grubunun, malvarlığının ve tasarrufların birlikte değerlendirilmesi gerekir; çünkü aynı tasarruf bir dosyada saklı payı zedelerken başka bir dosyada zedelemeyebilir.
Dava açmadan önce mirasçılık sıfatının belgelenmesi gerekir. Bu belgenin nasıl alındığını veraset ilamı nasıl alınır yazımızda anlattık.
Tenkis Davasında Hak Düşürücü Süreler
Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesine göre tenkis davası açma hakkı iki ayrı süreye bağlıdır:
- Bir yıl: Mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlar.
- On yıl: Her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle hak düşer.
Hak düşürücü süre, sürenin geçmesiyle hakkın kendisinin sona ermesi demektir. Bu nedenle sürelerin doğru belirlenmesi, davanın önemli hazırlık basamaklarından biridir.
Bir yıllık süre, saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği anı esas alır ve dosyalarda sık tartışılan nokta budur. Vasiyetnamenin içeriğinin mirasçıya bildirilmesi, tapu kayıtlarının görülmesi ya da tasarrufun başka bir yolla öğrenilmesi gibi olaylar delillerle ortaya konur. On yıllık süre ise öğrenmeye bakmaz: vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren işler. Bu yüzden öğrenme tarihini gösteren belgelerin saklanması ve işe erken başlanması önem taşır. Süre bakımından kuşku bulunan dosyalarda davanın bekletilmeden açılması ve öğrenme tarihini ispatlayacak delillerin baştan toplanması yerinde olur.
Tenkis İddiası Def’i Yoluyla İleri Sürülebilir mi?
Aynı madde, tenkis iddiasının def’i yoluyla her zaman ileri sürülebileceğini de belirtir. Def’i, açılmış bir davaya karşı verilen savunmadır. Örneğin bir mirasçı, kendisinden vasiyetle bırakılan bir malın teslimini isteyen kişiye karşı, vasiyetin saklı payını zedelediğini savunma olarak ileri sürebilir ve bunun için dava açma süresine bağlı kalmaz.
Burada önemli bir ayrım vardır: def’i savunma niteliğindedir. Mirasçı, bir mal ya da hakkın kendisine geçmesi gibi olumlu bir sonuç elde etmek istiyorsa, süresinde tenkis davası açması gerekir. Def’i yolu, süreyi kaçırmış mirasçıya tam koruma sağlamaz; yalnızca kendisine yöneltilen talebe karşı savunma imkânı verir.
Tenkis Davası ile Muris Muvazaası Davası Arasındaki Fark
Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla görünüşte satış yapıp gerçekte bağışlamasıdır. Bu iddiayla açılan tapu iptal ve tescil davası, tenkis davasından ayrı bir davadır. Yargıtay’ın 1974 tarihli içtihadı birleştirme kararına dayanır ve tenkisteki hak düşürücü sürelere bağlı değildir.
İki dava arasındaki başlıca farklar şunlardır:
- Hukuki sebep: Tenkiste tasarruf geçerlidir, yalnızca saklı payı aşan kısmı azaltılır. Muris muvazaasında ise görünürdeki satış gerçek iradeyi yansıtmaz; asıl işlem bir bağıştır ve mal kaçırma amacıyla gizlenmiştir.
- Dava türü: Tenkis davası saklı payın tamamlanmasını amaçlar. Muris muvazaası davası ise taşınmazın tapu kaydının iptalini ve mirasçılar adına tescilini hedefler.
- Süre: Tenkis davası Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesindeki hak düşürücü sürelere tabidir. Muris muvazaası davası bu sürelere bağlı değildir.
Bir dosyada her iki hukuki sebep de gündeme gelebilir. Dava dilekçesinde hukuki sebebin doğru kurulması önemlidir; yanlış kurulan bir dava, hakkın geç ya da eksik korunmasına yol açabilir.
Yetkili Mahkeme ve Dava Öncesi Hazırlık
Tenkis davası, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılır (HMK m.11). Ankara’da mirasbırakanın son yerleşim yeri Yenimahalle (Batıkent, Demetevler, Ostim ve İvedik dahil), Keçiören ya da Altındağ ise ilgili mahkeme Ankara Adliyesi’nde, Etimesgut ya da Sincan ise Ankara Batı Adliyesi’nde bulunur.
Dava öncesinde şu belgelerin toplanması süreci kolaylaştırır:
- Ölüm belgesi ve mirasçılık belgesi,
- Vasiyetname ya da miras sözleşmesinin örneği, vasiyetname açıldıysa açılma kararı,
- Mirasbırakanın malvarlığına ilişkin tapu, banka, araç ve ortaklık kayıtları,
- Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devir ve bağışlara ilişkin tapu kayıtları ile havale dekontları,
- Mirasçıların yakınlık derecesini gösteren nüfus kayıtları,
- Saklı payın zedelendiğinin ne zaman öğrenildiğini gösteren yazışma, tebligat ya da başka belgeler.
Tasarruf oranının ve saklı payın hesabı için çoğu dosyada bilirkişi incelemesi gerekir; bu nedenle malvarlığının durumunu gösteren belgeler önem taşır. Tenkis talebi mirasçılık sıfatına dayandığından, mirası reddetmeyi düşünen bir mirasçı bu kararın sonuçlarını önce değerlendirmelidir. Ret seçeneği için mirasın reddi nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Sürecin Kısa Özeti
Mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısım, saklı paylar çıkarıldıktan sonra kalan bölümdür. Bu sınırı aşan vasiyet, miras sözleşmesi ya da bazı sağlararası kazandırmalar, saklı paylı mirasçının açacağı tenkis davasıyla saklı payı zedeleyen ölçüde azaltılabilir. Altsoy, ana baba ve eş saklı paylı mirasçıdır; kardeşlerin saklı payı 2007’de kaldırılmıştır. Dava için saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayan bir yıllık ve her hâlde on yıllık hak düşürücü süreler söz konusudur; tenkis iddiası def’i yoluyla ise her zaman ileri sürülebilir. Muris muvazaası iddiası ayrı bir dava olup bu sürelere bağlı değildir.
Yenimahalle’deki büromuz, Ankara’nın farklı ilçelerinden gelen ailelerin miras dosyalarında tasarruf oranının incelenmesi, belgelerin toplanması ve davanın yürütülmesi konusunda destek veriyor. Dosyanızı birlikte değerlendirmek isterseniz iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.