
Yabancılar Hukukunda Sunulan Hukuki Destek
Ankara Yabancılar Avukatı arayışına giren kişilerin ortak sorunu, sürecin büyük bölümünün idari başvurulardan oluşması ve her aşamanın kendine özgü, çoğu kez kısa bir süreye bağlı olmasıdır. Bir başvurunun reddi ya da bir kararın tebliği, çoğu zaman haftalarla ölçülen bir zaman diliminde harekete geçmeyi gerektirir.
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile Türk Vatandaşlığı Kanunu, yabancıların Türkiye’ye girişini, kalışını ve statüsünü ayrıntılı biçimde düzenler. Bu alanın belirgin özelliği, kararların idare tarafından verilmesi ve denetiminin idari yargıda yapılmasıdır. Dolayısıyla dosyalar hem idare hukuku usulünü hem de yabancılar mevzuatının kendi ölçütlerini birlikte gerektirir.
Ragıp Tüzün Mahallesindeki büroda yürütülen çalışma şu başlıkları kapsamaktadır:
- İkamet izni başvuruları, uzatma talepleri ve ret kararlarına karşı iptal davaları
- Çalışma izni süreçlerinde işveren ve yabancı tarafında danışmanlık
- Sınır dışı etme kararlarına ve idari gözetim kararlarına itiraz
- Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin başvuruların hazırlanması
- Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi
- Yurtdışında yaşayanlar için vekâletname yoluyla dava takibi
- Nüfus kaydının düzeltilmesi ve isim değişikliği davaları
Diğer başlıklar için büronun çalışma alanlarına göz atabilirsiniz.
İkamet İzni Başvuruları
Türkiye’de vize veya vize muafiyeti süresinden daha uzun kalacak yabancıların ikamet izni alması gerekir. Kanun, kalış amacına göre birbirinden ayrılan izin türleri öngörmüştür: kısa dönem, aile, öğrenci, uzun dönem, insani ikamet ve insan ticareti mağduru ikamet izinleri.
Başvurunun hangi türe dayandırılacağı, istenecek belgeleri ve değerlendirme ölçütlerini doğrudan belirler. Kısa dönem izinlerde taşınmaz sahipliği, ticari bağlantı, tedavi veya turizm amacı gibi sebepler ileri sürülebilir. Aile ikamet izni, Türk vatandaşının veya izin sahibi yabancının eşi ile çocuklarına yöneliktir ve aile birliğinin gerçekliği ayrıca değerlendirilir. Öğrenci ikamet izni ise öğrenim süresine bağlıdır.
Uzun dönem ikamet izni, kanunda öngörülen süre boyunca kesintisiz olarak ikamet izniyle Türkiye’de kalmış yabancılara süresiz olarak verilebilir. Bu izinde geçim kaynağının varlığı, sosyal güvenlik kapsamında bulunma ve kamu düzeni bakımından engel taşımama koşulları aranır.
Başvurunun reddi hâlinde karar idare mahkemesinde iptal davasına konu edilir. Dava süresi kısadır ve tebliğ tarihinden itibaren işler. Ret gerekçesinin hangi yönden hukuka aykırı olduğunun somut belgelerle ortaya konması, dosyanın seyrini belirleyen aşamadır. İdari işlemlere karşı başvuru usulü konusunda idari işlem ve tam yargı davalarına ilişkin sayfa ayrıca incelenebilir.
Çalışma İzni Süreçleri
Türkiye’de çalışacak yabancının çalışma izni alması zorunludur. Başvuru kural olarak işveren tarafından elektronik ortamda yapılır; yurt dışından yapılacak başvurularda süreç yabancının bulunduğu ülkedeki Türk konsolosluğuna başvurusuyla başlar ve işveren tarafından yurt içinden tamamlanır.
Değerlendirmede hem işyerine hem yabancıya ilişkin ölçütler incelenir. İşyerinin sermaye yapısı, istihdam durumu ve faaliyet alanı ile yabancının eğitimi, mesleki deneyimi ve yapacağı işin niteliği birlikte ele alınır. Bazı meslekler yalnızca Türk vatandaşlarınca icra edilebildiğinden, başvuru öncesinde bu sınırlamaların kontrol edilmesi gerekir.
Çalışma izni belirli bir işveren ve işyeri için verilir; işveren değişikliği yeni başvuru gerektirir. İzin süresinin uzatılması için başvurunun süresi içinde yapılması önemlidir. İzinsiz çalıştırma hâlinde işveren ve yabancı bakımından idari para cezası ve sınır dışı işlemi gibi sonuçlar doğabilir.
Sınır Dışı Etme ve İdari Gözetim
Sınır dışı etme kararı, kanunda sayılan sebeplerin varlığı hâlinde verilen bir idari işlemdir. Kararın gerekçesi ve dayandığı kanun maddesi, karara karşı yürütülecek savunmanın çerçevesini belirler.
Karara karşı idare mahkemesine başvurulabilir ve bu başvuru için tanınan süre kısadır. Yargı yoluna başvurulduğunda kişi, dava sonuçlanıncaya kadar kural olarak sınır dışı edilmez. Bu nedenle tebliğ tarihinin belgelenmesi ve sürenin ilk günden itibaren takip edilmesi hayati önemdedir.
Sınır dışı işlemine hazırlık kapsamında idari gözetim kararı verilmişse, bu karara karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. İtiraz, gözetimin koşullarının bulunup bulunmadığı ve daha hafif bir tedbirin yeterli olup olmayacağı yönünden inceleme yapılmasını sağlar.
Türk Vatandaşlığının Kazanılması
Türk vatandaşlığı doğumla kazanılabileceği gibi sonradan da kazanılabilir. Sonradan kazanmanın başlıca yolları genel başvuru, evlenme yoluyla kazanma ve kanunda öngörülen istisnai hâllerdir.
Genel yolla başvuruda, kanunda öngörülen süre boyunca kesintisiz olarak Türkiye’de ikamet etmiş olmak temel koşuldur. Bunun yanında Türkiye’de yerleşme niyetini gösteren davranışlarda bulunma, genel sağlık bakımından tehlike oluşturmama, geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olma, iyi ahlak sahibi olma ve yeterli düzeyde Türkçe konuşabilme aranır. Koşulların sağlanması başvuru hakkı verir; ancak vatandaşlığa alınma kişiye mutlak bir hak doğurmaz, karar yetkili idarenin değerlendirmesine bağlıdır.
Evlenme yoluyla kazanmada, kanunda belirtilen süredir bir Türk vatandaşıyla evli olmak ve aile birliği içinde yaşamak koşulu aranır. Aile birliğiyle bağdaşmayan bir faaliyette bulunulmaması ve evliliğin gerçek olması ayrıca değerlendirilir. Başvuru sonrasında yapılan araştırmada evliliğin görünürde kurulmuş olduğu sonucuna varılırsa talep reddedilir.
İstisnai yolla kazanmada ise kanunda sayılan hâller söz konusudur. Bu kapsamdaki başvurularda aranan ölçütler ve eşikler ilgili düzenlemelerde belirlenmiş olup zaman içinde güncellendiğinden, başvurudan önce yürürlükteki koşulların teyit edilmesi gerekir.
Vatandaşlık başvurusunun reddi kararı da idari yargı denetimine tabidir. Ret gerekçesinin somut olgulara dayanıp dayanmadığı, dosyaya sunulan belgelerin usulünce değerlendirilip değerlendirilmediği bu denetimin konusunu oluşturur.
Tanıma ve Tenfiz Davaları
Yabancı bir mahkemenin verdiği karar, Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Kararın Türkiye’de kesin delil ve kesin hüküm gücü kazanması için tanınması, icra edilebilmesi için ise tenfiz edilmesi gerekir.
Her iki talepte de ortak koşullar aranır: kararın yabancı mahkemece hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve kesinleşmiş olması, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemesi, kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması ve aleyhine karar verilen tarafın savunma hakkının usulüne uygun biçimde tanınmış olması. Tenfizde bunlara ek olarak karşılıklılık koşulu aranır.
Yetki bakımından kanun ayrı bir düzenleme getirmiştir. Dava, kendisine karşı tanıma veya tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde açılır; yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesi yetkilidir. Türkiye’de yerleşim yeri de sakin olduğu yer de bulunmuyorsa dava Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir. Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının dosyalarının Ankara’da görülmesi bu kural nedeniyle sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Yabancı boşanma kararları bakımından ayrı bir kolaylık öngörülmüştür. Kanunda aranan koşulların sağlanması hâlinde, tarafların birlikte başvurusuyla karar doğrudan nüfus kütüğüne tescil edilebilir. Koşullar sağlanmıyorsa veya taraflardan biri başvuruya katılmıyorsa tanıma davası açılır. Boşanmanın çocuk, nafaka ve mal rejimi yönünden sonuçları için aile ve boşanma dosyalarının nasıl yürütüldüğü incelenebilir.
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi
Yabancılık unsuru taşıyan dosyalarda sıkça karşılaşılan bir başlık da nüfus kayıtlarındaki uyumsuzluklardır. Ad ve soyadın yazımı, doğum tarihi, doğum yeri ve soybağına ilişkin kayıtlar arasındaki farklılıklar, ikamet ve vatandaşlık başvurularında engel oluşturabilir.
Kayıt düzeltme talepleri asliye hukuk mahkemesinde görülür ve nüfus müdürlüğü davada taraf olarak yer alır. Yaş düzeltme taleplerinde kayden tespit edilebilen belgeler ile tıbbi rapor birlikte değerlendirilir. Ad değişikliği taleplerinde ise haklı sebebin ortaya konması aranır; bazı düzeltme işlemleri idari yoldan da yapılabildiğinden, dava açmadan önce hangi yolun açık olduğu incelenir.
Ankara’da Yabancılar Dosyalarının Görüldüğü Merciler
İkamet izni, çalışma izni, sınır dışı etme ve vatandaşlık başvurularına ilişkin kararlar idari işlem niteliğindedir ve bunlara karşı açılan davalar idare mahkemelerinde görülür. Ankara İdare Mahkemeleri, merkezi idarenin işlemlerine karşı açılan davalarda sıkça yetkili merci konumundadır.
İdari gözetim kararlarına itiraz sulh ceza hâkimliğine yapılır. Tanıma ve tenfiz davaları ile nüfus kaydının düzeltilmesi davaları ise adli yargıda görülür; aile hukukuna ilişkin kararların tanınması ve tenfizi aile mahkemesinin görev alanındadır.
İl Göç İdaresi işlemleri ve başvuru süreçleri Ankara’da yürütüldüğünden, dosyaların idari aşaması ile yargı aşaması çoğu zaman aynı şehirde ilerler. Bu durum, yurtdışında yaşayan kişilerin dosyalarının vekâletname yoluyla Ankara’dan takip edilmesini kolaylaştırır.
Süreç Nasıl İlerler
İlk aşamada kişinin mevcut statüsü, elindeki izinlerin geçerlilik süreleri ve varsa hakkında verilmiş idari kararlar incelenir. Bu inceleme hangi başvurunun yapılabileceğini ve hangi sürelerin işlemekte olduğunu ortaya koyar.
Başvuru aşamasında belgelerin usulüne uygun biçimde hazırlanması önem taşır. Yabancı ülkelerden alınan belgelerin apostil şerhi veya konsolosluk onayı ile yeminli tercümesinin bulunması gerekir; bu eksiklikler başvuru reddinin sık görülen sebeplerindendir.
Ret kararı verilmesi hâlinde dava süresi derhal hesaplanır ve iptal davası açılır. Yurtdışında yaşayanlar için süreç, konsoloslukta düzenlenen vekâletname ile Türkiye’ye gelmeye gerek kalmadan yürütülebilir; bu yol hem tanıma ve tenfiz hem de nüfus kaydı dosyalarında kullanılabilir.
Yabancıların Taşınmaz Edinmesi
Yabancı uyruklu gerçek kişiler, kanunda belirlenen sınırlar çerçevesinde Türkiye’de taşınmaz edinebilir. Bu edinim mütekabiliyet esasına, ülke bazında getirilen kısıtlamalara ve askeri yasak bölge ile güvenlik bölgelerine ilişkin düzenlemelere tabidir.
Edinilebilecek taşınmazın yüzölçümü ve konumu bakımından kanunda sınırlar öngörülmüştür. Ayrıca taşınmazın bulunduğu bölgenin askeri yasak bölge veya güvenlik bölgesi kapsamında kalıp kalmadığı, tapu işlemi öncesinde ilgili komutanlıktan sorulur. Bu inceleme sonuçlanmadan devir tamamlanmaz.
Yabancı sermayeli şirketlerin taşınmaz edinmesi ise farklı bir rejime tabidir ve ayrı bir izin sürecini gerektirir. Şirketin ortaklık yapısındaki değişiklikler de bu değerlendirmeyi etkileyebilir.
Taşınmaz edinimi, ikamet izni ve vatandaşlık süreçleriyle de kesişir. Taşınmaz sahipliği kısa dönem ikamet izni başvurusunda dayanak olarak ileri sürülebilir. Vatandaşlığın istisnai yolla kazanılmasında da taşınmaz edinimi kanunda öngörülen hâller arasında yer alır; ancak aranan değer eşiği ve devir yasağı süresi gibi koşullar ilgili düzenlemede belirlenmiş ve zaman içinde güncellenmiş olduğundan, başvurudan önce yürürlükteki koşulların teyit edilmesi gerekir.
Bu dosyalarda tapu kaydının önceden incelenmesi ayrıca önem taşır. Değer tespit raporunun usulüne uygun düzenlenmesi, ödemenin bankacılık sistemi üzerinden ve belgelenebilir biçimde yapılması, başvurunun sonraki aşamalarında istenen belgelerdir.
Yabancılık Unsuru Taşıyan Aile Dosyaları
Taraflardan birinin yabancı olduğu ya da evliliğin yurtdışında gerçekleştiği dosyalarda, uygulanacak hukukun belirlenmesi ilk aşamadır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi bakımından hangi ülke hukukunun uygulanacağını ayrı ayrı düzenlemiştir.
Boşanma ve ayrılıkta kural olarak eşlerin müşterek millî hukuku uygulanır; eşler ayrı vatandaşlıktaysa müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır. Bu belirleme, davanın hangi sebeplere dayandırılacağını ve hangi sonuçların isteneceğini doğrudan etkiler.
Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’de açılacak davaları konsoloslukta düzenlenen vekâletname ile takip ettirebilir. Boşanma davalarında tarafın duruşmada bizzat dinlenmesi gerekebildiğinden, ses ve görüntü nakli yoluyla katılım imkânı dosyanın başında değerlendirilir.
Çocuğun bir ebeveyn tarafından izinsiz olarak yurtdışına götürülmesi veya iade edilmemesi hâlinde ise uluslararası çocuk kaçırma hükümleri devreye girer. Bu başvurular merkezi makam aracılığıyla yürütülür ve iade talebi, velayet davasından bağımsız olarak değerlendirilir. Sürecin hızlı işlemesi esas olduğundan başvurunun gecikmeden yapılması önem taşır.
Yabancı ülkede kurulmuş evliliğin Türkiye’de kütüğe işlenmesi, doğan çocuğun nüfusa tescili ve soybağının kurulması da bu dosyaların tamamlayıcı parçalarıdır. Yurtdışından alınan belgelerin apostil şerhi veya konsolosluk onayı taşıması ve yeminli tercümesinin bulunması bu işlemlerde de aranır.