
Ticaret ve Şirketler Hukukunda Sunulan Hukuki Destek
Yenimahalle Ticaret Avukatı arayışına giren şirket sahipleri ve tacirler, ticari ilişkinin başında üzerinde durulmayan bir sözleşme maddesinin sonradan ciddi bir uyuşmazlığa dönüştüğünü fark ettiklerinde hukuki destek arar. Oysa ticaret hukuku, uyuşmazlık çıktıktan sonra devreye giren bir alan olmaktan çok, ticari faaliyetin her aşamasında risklerin önceden görülmesini gerektiren bir alandır.
Türk Ticaret Kanunu, tacir sıfatını ve ticari işletmeye bağlanan sonuçları ayrıntılı biçimde düzenler. Tacir olmak, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğünden ticari defter tutma zorunluluğuna, faturaya itiraz sürelerinden ticari örf ve âdetin uygulanmasına kadar bir dizi sonuç doğurur. Bu nedenle bir esnafın veya şirketin karşılaştığı sorun, günlük hayattaki benzer bir sorundan farklı hukuki kurallara tabidir.
Ragıp Tüzün Mahallesindeki büroda yürütülen çalışma, Yenimahalle ve Ankara genelindeki ticari işletmelerin şu başlıklardaki ihtiyaçlarını kapsamaktadır:
- Şirket türünün belirlenmesi, ana sözleşmenin düzenlenmesi ve kuruluşun tescili
- Genel kurul ve yönetim organı kararlarının hazırlanması, karar defteri düzeninin kurulması
- Pay devri, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma ile ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar
- Ticari sözleşmelerin hazırlanması, mevcut sözleşmelerin incelenmesi ve risk değerlendirmesi
- Şahsi ve ticari alacakların tahsili, icra takibi, itirazın iptali ve itirazın kaldırılması davaları
- Marka tescili, marka hakkına tecavüz ve fikri mülkiyet uyuşmazlıkları
- Ticari nitelikteki para alacaklarında dava şartı arabuluculuk sürecinde taraf vekilliği
Diğer başlıklar için çalışma alanlarımızın tamamına göz atabilirsiniz.
Tacir Sıfatının Doğurduğu Sonuçlar
Ticari bir işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir; ticaret şirketleri ise kuruldukları andan itibaren tacir sayılır. Bu sıfat yalnızca bir tanım değildir, uyuşmazlık çıktığında tarafların elini doğrudan etkileyen sonuçlar doğurur. Bir işletme sahibinin aynı olayda tüketiciden farklı bir hukuki konumda bulunmasının sebebi budur.
Bu sonuçların ilki, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüdür. Tacirden, girdiği işin risklerini önceden değerlendirmesi ve buna göre davranması beklenir; bu nedenle sözleşme metninin okunmadığı ya da sonucun öngörülemediği yönündeki savunmalar ticari ilişkilerde kolay kabul görmez. Aynı yaklaşımın somut bir yansıması ceza koşulu bakımından görülür: tacir, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın aşırı olduğunu ileri sürerek indirilmesini kural olarak isteyemez.
İkinci sonuç ticari defterlerle ilgilidir. Tacir, işletmesinin durumunu gösteren defterleri tutmak, açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırmak ve bu defterleri kanunun belirlediği saklama süresi boyunca muhafaza etmekle yükümlüdür. Bu saklama süresi yıllarla ölçülür ve işletme devredilse ya da faaliyet durdurulsa dahi işlemeye devam eder; defterler süre dolmadan elden çıkarıldığında, sonradan açılan bir dosyada tacir kendi lehine olan kayıtları da ortaya koyamaz. Usulüne uygun tutulan defterler sahibinin lehine de delil oluşturabilir; buna karşılık defter düzeni bozuk olan taraf, kendi kayıtlarının aleyhine kullanılması sonucuyla karşılaşır. Ticari dosyalarda bilirkişi incelemesinin defter kayıtları üzerinden yürütülmesinin sebebi budur.
Üçüncü sonuç bildirim ve itiraz sürelerinde ortaya çıkar. Kendisine fatura ulaşan tacir, faturanın içeriğine kanunda öngörülen süre içinde itiraz etmezse içeriği kabul etmiş sayılır. Buradaki süre haftalarla değil günlerle ölçülür ve faturanın eline ulaştığı andan itibaren işlemeye başlar; yani itiraz edilip edilmeyeceğine faturayı gördüğünüz gün karar vermeniz gerekir. Sözleşmenin kurulduğunu ya da içeriğini doğrulayan teyit mektubu bakımından da benzer bir düzen bulunur. Uygulamada işletmeler faturayı yalnızca muhasebe belgesi olarak gördüğü için bu kısa süre gözden kaçar ve karşı tarafın alacağı ispat bakımından güçlenir.
Dördüncü olarak, birden fazla kişinin birlikte borç altına girdiği ticari işlerde müteselsil sorumluluk asıldır; yani aksi kararlaştırılmadıkça borçluların her biri borcun tamamından sorumlu tutulabilir. Ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi bakımından da ayrı bir rejim öngörülmüştür. Faizin hangi tarihten itibaren ve hangi orana göre işleyeceği sözleşmede kararlaştırılmamışsa kanuni düzenlemeye göre belirlenir; oranlar dönemsel olarak değiştiğinden hesaplama yapılmadan önce yürürlükteki verinin kontrol edilmesi gerekir.
Şirket Kuruluşu, Ana Sözleşme ve Pay Devri
Şirketler hukuku dosyalarında ele alınan başlıklardan biri, kuruluş aşamasında yapılan tercihlerin sonraki yıllara taşınan etkileridir. Ortakların hangi konuda nasıl karar alacağı, kârın nasıl dağıtılacağı, ortaklıktan çıkışın hangi şartlara bağlı olacağı kuruluşta belirlenmezse, ilerleyen yıllarda ortaya çıkan görüş ayrılığı doğrudan yargıya taşınır.
Kuruluş aşamasında yapılan işler
Kuruluşta ilk adım şirket türünün belirlenmesidir. Anonim şirket ve limited şirket arasındaki seçim; ortak sayısı, sorumluluk rejimi, pay devrinin kolaylığı, kamu borçlarından sorumluluk ve yönetim yapısı gibi ölçütler birlikte değerlendirilerek yapılır. Asgari sermaye tutarları kanunda ve ilgili düzenlemelerde belirlenmiş olup zaman içinde güncellendiğinden, başvuru öncesinde yürürlükteki tutarın teyit edilmesi gerekir.
Tür belirlendikten sonra ana sözleşme MERSİS üzerinden hazırlanır, ortakların imza beyanları ve kimlik belgeleri toplanır, şirket merkezi olarak gösterilecek adrese ilişkin belgeler tamamlanır. Dosya Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğüne sunulur; tescil işleminin ardından kuruluş Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. Ticari defterlerin açılış tasdiki ve vergi dairesi işlemleri de kuruluşun tamamlayıcı parçasıdır. Şirket merkezi olarak gösterilen adresin gerçekte kullanılan adresle örtüşmesi ayrıca önemlidir; tebligatın merkeze yapılacak olması nedeniyle bu iki adresin ayrışması, sonradan yokluğunda alınmış kararlar ve kesinleşmiş takipler biçiminde geri döner.
Ana sözleşme ve ortaklar arasındaki düzenlemeler
Ana sözleşme, şirketin anayasası niteliğindedir. Oy hakkında imtiyaz tanınması, yönetim organının seçim usulü, temsil yetkisinin sınırları, pay devrinin genel kurul onayına bağlanması, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma sebepleri bu metinde düzenlenebilir. Ana sözleşmede yer alamayan ancak ortaklar arasında bağlayıcı olması istenen konular ise ayrı bir ortaklar sözleşmesiyle güvence altına alınır; rekabet etmeme taahhüdü, gizlilik ve önalım hakkı bu tür düzenlemelere örnektir.
İki ortaklı ve eşit paylı yapılarda üzerinde durulması gereken ayrı bir başlık, karar alınamaması ihtimalidir. Ortakların anlaşamaması hâlinde şirketin işleyemez duruma gelmesini önlemek için ana sözleşmede oy eşitliğinde izlenecek yol, ortaklardan birinin payını diğerine satmak zorunda kalacağı hâller ya da bağımsız bir kişinin devreye girmesi kararlaştırılabilir. Bu düzenlemeler yapılmadığında, uyuşmazlık haklı sebeple fesih davasına kadar gidebilir ve şirketin faaliyeti dava süresince belirsizlik altında kalır.
Genel kurul, karar defteri ve pay devri
Olağan genel kurul, her faaliyet dönemi için bir kez yapılan ve o dönemin bilançosunun, kâr dağıtımının ve yönetimin ibrasının karara bağlandığı toplantıdır; kanun bu toplantının faaliyet döneminin kapanışını izleyen ilk aylar içinde yapılmasını arar. Çağrı usulüne, gündeme ve toplantı ile karar yeter sayılarına uyulmaması, alınan kararların iptali istemiyle dava açılmasına yol açabilir. Bu nedenle çağrı ilanı, hazirun cetveli, toplantı tutanağı ve karar defterine yapılan kayıtlar baştan doğru kurgulanır. Bir karara itiraz edilecekse tanınan süre kısadır ve toplantı tarihinden itibaren işler; muhalefetin toplantı tutanağına yazdırılması ve kararların toplantının hemen ardından incelenmesi bu yüzden önem taşır.
Limited şirkette pay devri, yazılı şekilde yapılan ve imzaları noter tarafından onaylanan bir devir sözleşmesiyle gerçekleştirilir; devrin ticaret siciline tescil edilmesi gerekir. Devrin şirket bakımından hüküm ifade etmesi için şirket sözleşmesinde ve kanunda aranan onay usulünün ayrıca gözetilmesi gerekir. Anonim şirkette ise payın nama veya hamiline yazılı olmasına göre farklı bir yol izlenir; hamiline yazılı pay senetlerinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirim yükümlülüğü bulunur. Devir görüşmelerinde şirketin bilinen ve bilinmeyen borçlarının nasıl paylaşılacağı, devir sonrasında ortaya çıkacak vergi ve sosyal güvenlik yükümlülüklerinin kime ait olacağı devir sözleşmesinde açıkça düzenlenmelidir.
Ortaklardan birinin vefatı hâlinde payın akıbeti miras hukuku kurallarıyla birlikte değerlendirilir. Ana sözleşmede mirasçıların ortak olarak kabul edilip edilmeyeceği ya da payın bedelinin ödenerek ilişkinin sonlandırılacağı önceden kararlaştırılabilir; böyle bir düzenleme yoksa uyuşmazlık miras paylaşımıyla birlikte yürür. Bu ihtimalde miras hukuku dosyalarının nasıl yürütüldüğü de sürece dahil olur.
Ticari Sözleşmelerin Hazırlanması ve İncelenmesi
Ticari uyuşmazlıklar arasında, imzalanırken okunmayan ya da karşı tarafın hazırladığı hâliyle kabul edilen sözleşmelerden doğanlar da bulunur. Bayilik, distribütörlük, tedarik, eser, taşıma, hizmet, gizlilik ve iş yeri kirası sözleşmeleri; ödeme koşulları, teslim yükümlülüğü ve fesih sonuçları bakımından baştan dengeli kurgulanabilir.
Sözleşme incelemesinde öncelikle şu maddeler ele alınır: cezai şart ve miktarının belirlenme yöntemi, temerrüt faizi, teslim ve ayıp ihbar süreleri, mücbir sebep tanımı, tek taraflı fesih hakkı, cayma bedeli, delil sözleşmesi, yetkili mahkeme ve tahkim kaydı. Bu maddelerin her biri, uyuşmazlık çıktığında ispat yükünün hangi tarafta olacağını doğrudan etkiler. Özellikle delil sözleşmesi ve yetki kaydı, uyuşmazlığın hangi belgelerle ve nerede görüleceğini baştan belirlediği için sözleşmenin sessiz fakat belirleyici maddeleri arasındadır.
Süresi belirsiz sürekli edim ilişkilerinde fesih usulünün yazılmaması da uygulamada karşılaşılan eksikliklerden biridir. Bayilik ve distribütörlük gibi yıllara yayılan ilişkilerde, feshin hangi süre önceden ve hangi biçimde bildirileceği kararlaştırılmamışsa, ilişkinin sona erdirilmesi başlı başına bir uyuşmazlık konusu hâline gelir; stokta kalan mal, yapılan yatırımlar ve portföy tazminatı talepleri bu noktada gündeme gelir. Aynı şekilde ihtarname, ihbar ve fesih bildirimlerinin usulüne uygun ve ispatlanabilir biçimde yapılması, sonraki aşamada dosyanın seyrini belirler.
Ticari işletmenin taraf olduğu sözleşmelerin bir bölümünü sigorta poliçeleri oluşturur: iş yeri, nakliyat, araç ve sorumluluk sigortaları bu kapsamdadır. Poliçedeki teminat kapsamı, muafiyet oranları ve eksik sigorta kaydı ancak hasar gerçekleştiğinde fark edilebilir; oysa bu kayıtlar imza öncesinde okunabilir. Poliçeden doğan eksik ödeme, ret kararı ve rücu taleplerinde izlenecek yollar sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin sayfada ayrıca ele alınmıştır.
Sözleşme yönetiminin tek tek dosyalar üzerinden değil, işletmenin tamamı için kurulmuş bir düzen üzerinden yürütülmesi de mümkündür. Tekrar eden işlemler için tip sözleşme setlerinin oluşturulması, yazışma ve ihtarname usulünün standartlaştırılması, alacak takibi için bir akış kurulması bu çalışmanın parçasıdır. Sürekli danışmanlık ilişkisinin kapsamı ve nasıl yürüdüğü kurumsal danışmanlık sayfasında anlatılmaktadır. Personel ilişkilerinden doğan riskler, çalışan sözleşmeleri, fazla çalışma kayıtları ve fesih usulü gibi başlıklar için ise işçi ve işveren uyuşmazlıklarına ilişkin sayfa incelenebilir.
Ticari Alacağın Tahsili ve İcra Takibi
Ticari alacağın tahsili iki koldan yürütülebilir: icra takibi ve dava. Hangi yolun önce açılacağı, elde bulunan belgenin niteliğine göre belirlenir. Elde fatura, cari hesap ekstresi, teslim tutanağı ve yazışma varsa genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılabilir.
Genel haciz yoluyla takipte borçlunun itiraz hakkı, ödeme emrinin tebliğiyle başlayan ve günlerle ölçülen kısa bir süreyle sınırlıdır. Bu süre kaçırıldığında takip kesinleşir ve borcun varlığı artık takip dosyasında tartışılamaz; itiraz düşünülüyorsa ödeme emri elinize ulaştığı gün değerlendirilmeli, tebliğ tarihini gösteren zarf da saklanmalıdır. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur; bu noktadan sonra alacaklının önünde iki seçenek bulunur.
İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması
İtirazın iptali davası görevli mahkemede açılır ve alacağın esası burada incelenir. Bu dava için tanınan süre, ödeme emrine itiraz süresine göre belirgin biçimde uzundur; buna karşılık kesindir ve itirazın alacaklıya bildirildiği andan itibaren işlemeye başlar, geçirildiğinde duran takibi bu yolla canlandırma imkânı kalmaz ve alacak için genel hükümlere göre yeniden dava açmak gerekir. Sürenin hangi andan itibaren işlemeye başladığı ve dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, dosyanın başında birlikte değerlendirilmesi gereken noktalardır; bu iki başlığın atlanması davanın esasına girilmeden sonuçlanmasına yol açabilir. Ticari nitelikteki alacaklarda görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesidir; yetki kurallarının Ankara’yı göstermesi hâlinde dosya Ankara Adliyesindeki Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür. Alacaklı haklı çıkarsa takip kaldığı yerden devam eder; koşulları varsa icra inkâr tazminatı da gündeme gelir.
İtirazın kaldırılması ise İcra Hukuk Mahkemesinden istenir ve yalnızca kanunda sayılan nitelikli belgelere dayanılabildiği için daha dar bir inceleme yapılır. Belgenin bu kapsamda olup olmadığı, hangi yolun seçileceğini belirleyen temel ölçüttür.
Takip kesinleştikten sonra haciz aşamasına geçilir; taşınır ve taşınmaz mallar, banka hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar haczedilebilir. Alacağın tahsilinin tehlikeye düşeceği hâllerde, koşulları varsa dava veya takip öncesinde ihtiyati haciz talep edilmesi de mümkündür. İhtiyati haciz kararı için alacağın varlığını yaklaşık olarak ispatlayan belgelerin sunulması gerekir. İhtiyati haciz, henüz kesinleşmemiş bir alacak için borçlunun malvarlığına el konulması anlamına geldiğinden mahkeme kural olarak alacaklıdan teminat ister; bu teminat, haciz sonradan haksız çıkarsa borçlunun uğrayacağı zararı karşılamak içindir ve dosya lehe sonuçlandığında iade edilir. Alacağın bir ilama ya da ilam niteliğindeki bir belgeye dayandığı hâller kanunda ayrık tutulmuştur.
Alacak bir çeke, bonoya veya poliçeye dayanıyorsa kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu gündeme gelir; bu yolda ödeme ve itiraz süreleri genel haciz yolundaki sürelerden farklı düzenlenmiştir ve itiraz icra dairesine değil icra hukuk mahkemesine yapılır. Senedin kanunda aranan şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı, takibin ayakta kalıp kalmayacağını belirleyen ilk noktadır. Karşılıksız çek, imza itirazı, menfi tespit ve teminat senedi savunması gibi başlıklar çek ve senet uyuşmazlıkları sayfasında ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Borçlu tarafında ise tablo farklıdır: ödeme güçlüğü içindeki bir şirket için takiplerin tek tek savunulması kalıcı bir çözüm sağlamayabilir. Borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesiyle karşılaşan borçlu, alacaklılarıyla bir plan çerçevesinde anlaşarak faaliyetini sürdürmek üzere Asliye Ticaret Mahkemesine konkordato talebiyle başvurabilir. Mühlet, komiser denetimi, alacaklılar toplantısı ve tasdik aşamalarının nasıl işlediği konkordato süreci sayfasında anlatılmaktadır.
Marka ve Fikri Mülkiyet Hukuku
Ticari itibarın taşıyıcısı olan marka, tescil edilmediği sürece sınırlı bir korumaya sahiptir. Tescil süreci Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yürütülür. Başvurudan önce, markanın kullanılacağı mal ve hizmet sınıflarının doğru belirlenmesi ve benzer önceki başvuruların araştırılması gerekir; bu araştırma yapılmadan verilen başvurular itirazla karşılaşabilir.
Başvuru şekli incelemeden geçtikten sonra mutlak ret nedenleri yönünden değerlendirilir, uygun bulunursa Resmî Marka Bülteninde yayımlanır. Yayıma karşı üçüncü kişiler, bültende yayım tarihinden itibaren işleyen ve kanunla sınırlanmış bir süre içinde itiraz edebilir. Bu süre yayımla birlikte kendiliğinden başladığı için, kendi markanıza benzer bir başvuruya itiraz edebilmenin tek yolu bülteni düzenli izlemektir; itiraz süresi kapandıktan sonra aynı sonuca ancak dava yoluyla ulaşılabilir. İtiraz aşamasının tamamlanmasının ardından tescil gerçekleşir ve marka, kanunda belirlenen koruma süresi boyunca korunur. Koruma süresi dolduğunda tescil kendiliğinden sona erer; yenileme yapılmazsa marka üzerindeki tekel hakkı kaybedileceği için yenileme tarihinin şirket takvimine işlenmesi gerekir. Tescilli markanın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmaması da, yıllarla ölçülen kullanmama süresinin dolmasıyla iptal talebine konu olabilir; bu nedenle kullanımı gösteren fatura, katalog ve tanıtım kayıtlarının saklanması önem taşır.
Tescilli markanın izinsiz kullanılması hâlinde önce delil tespiti yapılır ve ihtarname gönderilir. Sonuç alınamazsa marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve tazminat talepleriyle dava açılır. Bu davalar Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülür. Kurum kararlarına karşı açılacak iptal davalarında Ankara mahkemeleri yetkilidir. Tecavüz fiilinin suç oluşturduğu hâllerde ayrıca ceza yargılaması gündeme gelebilir.
Ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı ile marka arasındaki ilişki de karıştırılabilen bir başlıktır. Ticaret unvanının sicile tescil edilmiş olması, aynı ibarenin marka olarak kullanılmasını kendiliğinden meşru kılmaz; tersine, tescilli bir markanın varlığı unvan kullanımına sınır getirebilir. Bu nedenle şirket adı belirlenirken sicil araştırmasının yanında marka araştırmasının da yapılması, sonradan unvan değişikliğine kadar gidebilen tartışmaları önler.
Ticari Uyuşmazlıkta Süreç Adım Adım Nasıl İşler
Müvekkil tarafından bakıldığında sürecin somut olarak nasıl ilerlediği merak edilen bir konudur. Genel çerçeve şu şekildedir:
- Belge toplama ve dosya incelemesi. Sözleşme, fatura, irsaliye, teslim tutanağı, banka dekontu, cari hesap ekstresi, ticari defter kayıtları ve taraflar arasındaki yazışmalar bir araya getirilir. Ticari dosyalarda defter kayıtlarının delil değeri bulunduğundan bu aşama belirleyicidir.
- Hukuki değerlendirme. Talebin dayanağı, zamanaşımı durumu, görevli ve yetkili mahkeme ile izlenecek yol belirlenir. Alternatifler ve her birinin olası sonuçları müvekkille paylaşılır.
- İhtarname ve temerrüt. Uygun dosyalarda karşı tarafa noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek borçlu temerrüde düşürülür. Bu adım, temerrüt faizinin işlemeye başlaması ve ispat bakımından önem taşır.
- Arabuluculuk. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde arabuluculuk dava şartıdır. Arabulucuya başvurulur, taraflar davet edilir ve görüşmeler haftalarla ölçülen, kanunla sınırlanmış bir süre içinde tamamlanır; bu yönüyle arabuluculuk davayı geciktiren değil, dosyanın en başında hızla kapanan bir aşamadır.
- Dava veya takip. Anlaşma sağlanamazsa son tutanak eklenerek dava dilekçesi hazırlanır, harç ve giderler yatırılır, dosya Ankara Adliyesinde tevzi edilerek görevli mahkemeye düşer. Alacağın niteliğine göre paralel olarak icra takibi de başlatılabilir.
- Yargılama. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinin ardından ön inceleme duruşması yapılır, uyuşmazlık konuları belirlenir. Tahkikat aşamasında tanık dinlenir, ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılır, gerekirse keşif yapılır.
- Karar ve kanun yolları. Verilen karara karşı Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf, koşulları varsa Yargıtaya temyiz başvurusu yapılabilir.
- İlamın icrası. Kesinleşen veya icra edilebilir nitelikteki karara dayanılarak ilamlı icra takibi başlatılır ve tahsilat aşamasına geçilir.
Sürecin ne kadar süreceği; mahkemenin iş yükü, bilirkişi incelemesinin kapsamı, tanık sayısı ve kanun yollarına başvurulup başvurulmadığına göre dosyadan dosyaya değişir. Bu nedenle baştan kesin bir süre verilmesi mümkün değildir.
Ticari Dosyalarda Karşılaşılan Hatalar
En sık karşılaşılan hata, yıllara yayılan bir ticari ilişkinin yazılı bir çerçeveye bağlanmamasıdır. Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgelerindeki imalat ve tedarik ilişkilerinde, siparişin telefonla verildiği ve teslimin imzasız irsaliyeyle yapıldığı dosyalar uygulamada görülür. İlişki sürdüğü sürece bu eksiklik görünmez; uyuşmazlık çıktığında ise malın teslim edildiğini, hangi fiyattan anlaşıldığını ve teslimin ne zaman yapıldığını ispatlamak güçleşir.
İkinci hata, ihtarnamenin eksik düzenlenmesidir. İhtarnamede hangi sözleşmeye ve hangi döneme ilişkin, hangi tutarın istendiği, ödeme için verilen sürenin ne kadar olduğu ve süre sonunda hangi hakların kullanılacağı açıkça yazılmazsa, sonradan açılan dava bu eksiklikten etkilenir. Tebligatın karşı tarafın sicilde kayıtlı adresine usulüne uygun yapılıp yapılmadığı da ayrıca denetlenir.
Üçüncü hata, şirket ile ortağın malvarlığının ve hesaplarının birbirine karışmasıdır. Şirket hesabından ortağın kişisel harcamalarının yapılması, ortağın kendi hesabından şirket borcunun ödenmesi ve bunun kayda geçirilmemesi; hem vergi incelemesinde hem de ortaklar arasındaki uyuşmazlıkta ciddi tartışma doğurur. Ortakların şirkete koyduğu paranın sermaye mi, borç mu yoksa ödünç mü olduğunun kararla ve kayıtla belirlenmesi bu tartışmayı baştan keser.
Dördüncü hata, elektronik yazışmaların düzensiz saklanmasıdır. Sipariş, fiyat mutabakatı ve teslim onayı elektronik postayla da kurulabilir. Bu yazışmaların kurumsal bir hesap üzerinden yürütülmesi ve saklanması, kişisel hesaplarda dağılmış kayıtlara göre çok daha güçlü bir dayanak sağlar. Sözleşmeye konulacak bir delil sözleşmesi kaydıyla bu yazışmaların hangi kapsamda delil sayılacağı da baştan belirlenebilir.
Yenimahalle’de Ticari Dosyaların Takibi ve İletişim
Yenimahalle Ticaret Avukatı desteğine ihtiyaç duyan işletmelerin dosyaları, ilçedeki büro üzerinden takip edilir. Büro, Ragıp Tüzün Mahallesi Pazar Caddesi üzerinde bulunmakta; Batıkent, Demetevler, Şentepe, Ergazi, İvedik ve Ostim çevresindeki işletmelerle yüz yüze görüşme bu konum üzerinden yürütülmektedir. Ankara Adliyesindeki duruşmalar, icra dairelerindeki işlemler ve Ticaret Sicili Müdürlüğü başvuruları aynı hat üzerinde takip edilir.
Çalışma şekli, dosyanın her aşamasında bilgi akışının sürdürülmesine dayanır. Dosya açıldıktan sonra UYAP üzerindeki gelişmeler izlenir, duruşma ve süre takvimi önceden paylaşılır, ara kararların anlamı sade bir dille aktarılır. Ticari dosyalarda ticari defterlerin ve muhasebe kayıtlarının düzenli tutulması ispat açısından belirleyici olduğundan, gerektiğinde şirketin mali müşaviriyle koordineli çalışılır.
Şirketinize ya da ticari alacağınıza ilişkin bir konuyu değerlendirmek isterseniz, elinizdeki belgelerle birlikte iletişim sayfasındaki numaradan görüşme talebinde bulunabilirsiniz. İlk görüşmede dosyanın kapsamı, izlenebilecek yollar ve olası maliyet kalemleri açık biçimde konuşulur; süreç, dosyanın kendi koşullarına göre planlanır.