Konkordato Sürecinde Sunulan Hukuki Destek
Ankara Konkordato Avukatı arayışının gündeme geldiği durumlardan biri, nakit akışı bozulmuş bir işletmenin vadesi gelen borçlarını karşılayamaz duruma düştüğü ve alacaklı takiplerinin yoğunlaştığı aşamadır. Konkordato bu noktada borçluyu borcundan kurtaran bir af değil; borçlunun faaliyetini sürdürerek borçlarını belirli bir plan çerçevesinde ödemesine imkân tanıyan, mahkeme denetiminde yürüyen bir yeniden yapılandırma yoludur.
Sürecin tamamı İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanun borçluya mühlet ve takip koruması sağlarken karşılığında sıkı bir belge düzeni, komiser denetimi ve alacaklı çoğunluğunun onayını şart koşar. Bu nedenle sonucu etkileyen unsurlar arasında, işletmenin içinde bulunduğu darboğazın ağırlığı kadar sunulan ön projenin gerçekçiliği ve bunu destekleyen mali tabloların tutarlılığı da yer alır.
Ragıp Tüzün Mahallesindeki büroda yürütülen çalışma, Yenimahalle ve Ankara genelinde şu başlıkları kapsamaktadır:
- Konkordato ön projesinin ve eklerinin hazırlanması, başvuru dosyasının kurulması
- Geçici ve kesin mühlet taleplerinin takibi, mühlet boyunca komiserle yürütülen yazışmalar
- Alacaklı tarafında alacağın kaydettirilmesi, projeye itiraz ve tasdik duruşmasında beyan
- Rehinli alacaklılarla yürütülen müzakerelerde taraf vekilliği
- Mühlet içinde duran takiplerin ve haciz işlemlerinin hukuki durumunun değerlendirilmesi
- Konkordatonun tasdiki, feshi ve kısmen feshi taleplerinin yürütülmesi
- Malvarlığının terki suretiyle konkordato ve iflastan sonra konkordato dosyaları
Diğer başlıklar için çalışma alanlarının tamamına göz atabilirsiniz.
Konkordato Hangi Durumda Gündeme Gelir
Kanun iki durumu birlikte saymıştır: borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyememek ve vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunmak. İkinci ihtimalin ayrıca sayılmış olması gözden kaçabilir. Konkordato, ödeme güçlüğü fiilen doğmadan, tehlike öngörülebilir hâle geldiğinde de istenebilir. Başvurunun gecikmesine yol açan durumlardan biri, bu ikinci ihtimalin kullanılmayıp ödemelerin fiilen durmasının beklenmesidir; geç kalınan dönemde projeye kaynak olabilecek varlıklar hacizle bağlanabilir ve planın uygulanabilirliği zayıflayabilir.
Konkordato talep edebilecek kişi çevresi geniştir. İflasa tabi olsun ya da olmasın her borçlu konkordato talebinde bulunabilir; iflas talebinde bulunabilecek her alacaklı da borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Bu yönüyle konkordato yalnızca sermaye şirketlerine özgü bir yol değildir; şahıs işletmeleri ve iflasa tabi olmayan borçlular da bu yoldan yararlanabilir.
Konkordato, mülga iflasın ertelenmesi kurumuyla karıştırılabilen bir yoldur. İflasın ertelenmesi mevzuattan çıkarılmış, yeniden yapılandırma bakımından konkordato yolu bırakılmıştır. Borca batık olduğu anlaşılan sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından da başvurulabilecek yol budur.
Konkordato Türleri
İcra ve İflas Kanunu tek bir konkordato modeli öngörmez. Dosyanın başında hangi türün seçileceği, işletmenin faaliyetine devam edip etmeyeceğini ve alacaklıların eline geçecek değerin nasıl belirleneceğini doğrudan etkiler.
Adi konkordato
Borçlunun faaliyetini sürdürdüğü tür budur ve içeriği bakımından üçe ayrılır. Vade konkordatosunda borç aynen ödenir, yalnızca ödeme zamana yayılır. Tenzilat konkordatosunda alacaklılar alacaklarının belirli bir bölümünden vazgeçer. Karma konkordatoda ise hem indirim hem vade birlikte teklif edilir. Projede hangisinin öngörüldüğü, alacaklıların oylamadaki tutumunu etkileyen unsurlardan biridir; indirim oranı yükseldikçe nisabın sağlanması güçleşebilir.
Malvarlığının terki suretiyle konkordato
Burada esas alınan, borçlunun faaliyetini sürdürmesi değil malvarlığının tasfiyesidir. Alacaklılara, borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruf etme veya bu malların tamamını ya da bir kısmını üçüncü kişiye devretme yetkisi verilir. Süreç konkordato tasfiye memurları eliyle yürütülür. Sonuçları bakımından iflas tasfiyesine yaklaşır; farkı, tasfiyenin alacaklıların onayladığı bir plan çerçevesinde ve mahkeme denetiminde yapılmasıdır. Faaliyetin sürdürülmesi anlamlı olmayan, ancak varlıkları düzenli tasfiyeyle daha yüksek değere ulaşacak işletmelerde gündeme gelir.
İflastan sonra konkordato
Hakkında iflas kararı verilmiş borçlu da konkordato teklif edebilir. Teklif iflas idaresi aracılığıyla alacaklılara sunulur ve alacaklılar toplantısında değerlendirilir. Proje kabul edilip mahkemece tasdik edilirse iflasın kaldırılmasına karar verilir, borçlu malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisini geri alır ve tasfiye durur.
Başvuru Dosyasına Eklenecek Belgeler
Konkordato başvurusu, dilekçe ile eklerinin oluşturduğu bir bütündür. Eksik belgeyle yapılan başvurularda mahkeme tamamlama için süre verir; verilen sürede eksiklik giderilmezse talep reddedilir. Dosyanın hazırlanmasına bu yüzden başvurudan önce başlanması gerekir.
- Konkordato ön projesi. Borçların hangi vadelerde, hangi oranda ve hangi kaynaktan ödeneceğini gösterir. Sermaye artırımı, ortak veya üçüncü kişi kredisi, varlık satışı ya da faaliyet gelirinden ayrılacak pay gibi kaynakların burada somutlaştırılması gerekir.
- Malvarlığının durumunu gösteren belgeler. Bilanço, gelir tablosu, ara bilanço, ticari defterlerin durumunu gösteren belge ile maddi ve maddi olmayan duran varlıkların değerini ortaya koyan değerleme raporları.
- Alacaklılar listesi. Alacaklıların kimliği, alacak tutarları ile alacakların rehinli, imtiyazlı veya adi nitelikte olup olmadığı ayrı ayrı gösterilir.
- Karşılaştırma tablosu. Projeye göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen tutar ile iflas hâlinde eline geçebilecek muhtemel tutarın karşılaştırmasıdır. Tasdik değerlendirmesinde bu tablo esas alınır; konkordatonun alacaklı için iflastan daha iyi bir sonuç doğurup doğurmadığı bunun üzerinden incelenir.
- Bağımsız denetim raporu. Bağımsız denetim yapmaya yetkili kuruluşça hazırlanan ve projenin gerçekleşeceği yönünde makul güvence veren rapor ile dayanakları dosyaya eklenir. Kanun bu belge bakımından küçük ölçekli işletmeler için istisna öngörmüştür. Ölçek, işletmenin aktif toplamı, yıllık net satış hasılatı ve çalışan sayısı gibi ölçütlerle belirlendiğinden, raporun aranıp aranmayacağı belge hazırlığının ilk adımında netleştirilir. Rapor gerekiyorsa denetim kuruluşuyla çalışma başvurudan önce başlatılır; bu rapor, dosyanın hazırlanması en uzun süren kalemidir ve tamamlanmasını beklemek başvuru tarihini doğrudan geriye iter.
Mali tabloların başvuru tarihine yakın olması ayrıca aranır: eski tarihli bir bilanço, işletmenin başvuru anındaki durumunu göstermediği için tek başına yeterli sayılmaz. Bu nedenle belge takvimi geriye doğru kurulur; ara bilançonun, alacaklılar listesinin ve denetim raporunun tarihleri, başvurunun planlandığı güne göre birlikte ayarlanır. Hazırlık uzarsa tabloların yenilenmesi gerekir.
Geçici Mühlet ve Geçici Komiser
Mahkeme, belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ettiğinde geçici mühlete karar verir ve borçlunun malvarlığının korunması için gerekli tedbirleri alır. Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur; yani takip yasağı bu aşamada başlar. Karar ilan edilir ve tapu, ticaret sicili, vergi dairesi ile ilgili diğer kurumlara bildirilir.
Aynı kararla geçici komiser görevlendirilir. Geçici komiser borçlunun mali durumunu inceler, ticari defterleri ve ön projeyi değerlendirir, konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali konusundaki görüşünü gerekçeli raporla mahkemeye bildirir. Geçici mühlet, mahkemenin bu raporu bekleyip kesin mühlete karar vereceği ara dönemdir; süresi kanunla sınırlanmıştır ve inceleme tamamlanamamışsa talep üzerine kanunda öngörülen ölçüde uzatılabilir. Bu dönem boş bir bekleme aralığı değildir: ön projedeki eksikler bu aşamada giderilir, komiserin sorduğu sorulara belgeyle karşılık verilir ve alacaklı itirazları toplanır.
Geçici mühlet ilanı alacaklılar için de bir çağrıdır. Konkordato mühleti verilmesini gerektiren bir hâl bulunmadığını düşünen alacaklı, ilandan itibaren kanunda öngörülen süre içinde itirazını mahkemeye bildirir. Bu itirazın yeri tasdik duruşması değil, kesin mühlet kararından önceki bu dar aşamadır; ilanı takip etmeyen alacaklı sürecin en erken müdahale imkânını kaçırır. Bildirilen itirazlar kesin mühlet değerlendirmesinde birlikte ele alınır.
Kesin Mühlet, Komiser ve Alacaklılar Kurulu
Mahkeme, geçici mühlet içindeki inceleme sonucunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine varırsa kesin mühlete karar verir. Karardan önce borçlu ve varsa talepte bulunan alacaklı duruşmaya davet edilir. Kesin mühlet, sürecin asıl çalışma dönemidir: alacakların kaydı, alacaklılar toplantısı, projenin oylanması ve tasdik talebi bu döneme sığdırılır. Süresi kanunla belirlenmiştir ve güçlük arz eden hâllerde komiserin gerekçeli raporu üzerine kanunda öngörülen ölçüde uzatılabilir. Takvimin kesin mühletin başladığı gün geriye doğru kurulmasının nedeni budur; toplantı tarihi ile tasdik talebi arasındaki payın daralması, uzatma talebine bağımlı bir dosya doğurur.
Kesin mühletle birlikte bir veya birden fazla konkordato komiseri görevlendirilir; komiser sayısı kanunda sınırlanmıştır. Komiser ön projeyi tamamlar, borçlunun faaliyetine nezaret eder, alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet eder, alacakları inceler, alacaklılar toplantısını yönetir ve süreç boyunca mahkemeye düzenli rapor sunar.
Mahkeme, kesin mühlet kararıyla birlikte veya mühlet içinde uygun görürse, kanunda belirlenen sayıyı aşmamak üzere bir alacaklılar kurulu oluşturur. Kurulda farklı alacaklı sınıflarının temsil edilmesi gözetilir. Alacaklılar kurulu komiserin faaliyetini denetler, komisere tavsiyede bulunur ve komiserin görevine son verilmesini mahkemeden isteyebilir.
Kesin mühlet, dayandığı koşulların ortadan kalktığı anlaşılırsa süresinden önce kaldırılabilir. Bu karar kendiliğinden doğmaz; komiserin mahkemeye sunduğu rapor üzerine, borçlu dinlendikten sonra verilir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması ile borçlunun kanunda sayılan işlem yasaklarına ya da komiserin talimatlarına aykırı davranması bu değerlendirmeye dayanak yapılan hâllerdir. Mühletin bu şekilde kaldırılması hâlinde sürecin nasıl sonuçlanacağı kanunda düzenlenmiştir; iflasa tabi borçlular bakımından iflas gündeme gelir. Bu ihtimal, mühlet içinde komiserle kurulan iletişimin ve talep edilen bilgi ile belgelerin zamanında sunulmasının taşıdığı ağırlığı gösterir.
Mühlet İçinde Takiplerin Durumu
Mühlet kararıyla birlikte borçlu aleyhine yeni takip yapılamaz, daha önce başlamış takipler durur, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanmaz. Kamu alacaklarının tahsiline ilişkin takipler de bu kapsam içindedir. Bir takip işlemiyle kesilebilen zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler mühlet boyunca işlemez.
Kanun bu kuralın istisnalarını ayrıca göstermiştir. Bunlardan biri, kanunda sayılan imtiyazlı alacaklar bakımından haciz yoluyla takip yapılabilmesidir; alacağın bu gruba girip girmediği, dayanağı ve niteliği üzerinden ayrıca incelenir. Diğeri, rehinle güvence altına alınmış alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilmesi veya başlamış takibe devam edilebilmesidir. Ancak bu takipte muhafaza tedbiri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez; böylece işletmenin üretim araçlarının mühlet içinde elden çıkması önlenir.
Faiz bakımından da ayrı bir düzenleme vardır. Tasdik edilen projede aksi kararlaştırılmadıkça, kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesi durur. Borç ortadan kalkmaz; yalnızca takip ve faiz yönünden bir koruma doğar.
Sözleşme ilişkileri bakımından da ayrı bir düzenleme vardır. Sözleşmenin karşı tarafının, borçlunun konkordato talebinde bulunmasını doğrudan fesih sebebi saymasına imkân veren hükümler geçersizdir. Buna karşılık borçlu, konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla feshedebilir. Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgesindeki üretim işletmelerinde bu kural özellikle kira, tedarik ve fason üretim sözleşmeleri bakımından gündeme gelir; bölgedeki çalışma başlıkları için Ostim ve İvedik bölgesine ilişkin sayfa ayrıca incelenebilir.
Borçlunun Mühlet İçindeki Yükümlülükleri
Borçlu, mühlet süresince komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Mahkeme, işin niteliğine göre bazı işlemlerin ancak komiserin izniyle yapılmasına ya da işletmenin faaliyetinin doğrudan komiser tarafından sürdürülmesine karar verebilir.
Mahkemenin izni olmadıkça yapılamayacak işlemler kanunda sayılmıştır: rehin tesis etmek, kefil olmak, taşınmazı ve işletmenin devamlı tesisatını devretmek veya takyit etmek, ivazsız tasarrufta bulunmak. Bu yasağa aykırı olarak yapılan işlemler hükümsüzdür.
Mühlet içinde gündeme gelen ödeme ve aktarımların bu sayımın kapsamına girip girmediği, işlemin adına göre değil niteliğine göre belirlenir. Bir alacaklıya öncelik tanınarak yapılan ödemeler ile ortaklara ve ilişkili kişilere aktarılan kaynaklar bu yönüyle ayrı ayrı incelenir: aktarımın karşılığının bulunup bulunmadığı, kanunda sayılan işlem türlerinden birine karşılık gelip gelmediği ve mahkemenin o işlemi ayrıca komiserin iznine bağlayıp bağlamadığı birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme yapılmadan işlemin geçerli olduğu varsayımıyla hareket edilmesi, mühlet sonunda geri alınması güç bir tablo doğurabilir. Söz konusu işlemler her hâlükârda komiserin mahkemeye sunduğu rapora yansır ve alacaklılar arasındaki eşitliği etkilediği ölçüde mühletin kaldırılması istemine dayanak yapılabilir.
Borçlunun ayrıca komiserin bilgi taleplerini karşılaması, defterlerini ve kayıtlarını incelemeye açık tutması gerekir. Bilginin geç veya eksik verilmesi, komiserin mahkemeye sunacağı raporun içeriğini doğrudan etkiler.
Alacaklılar Toplantısı ve Projenin Oylanması
Komiser, ilan yoluyla alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet eder; bildirim için tanınan süre bu ilanda açıkça gösterilir ve alacaklı bakımından sürecin ilk kritik günü budur. Bildirilen alacaklar ile borçlunun defterlerinden anlaşılan alacaklar birlikte değerlendirilir; borçlunun bu alacaklar hakkındaki beyanı alınır. Ardından alacaklılar toplantıya çağrılır.
Toplantıda proje müzakere edilir ve oylanır. Kanun, projenin kabul edilmiş sayılması için birbirinin alternatifi olan iki çoğunluk ölçütü öngörmüştür; her iki ölçüt de kaydedilmiş alacaklı sayısı ile kaydedilmiş alacak tutarı üzerinden birlikte hesaplanır. Ölçütler birbirinin alternatifi olduğu için birinin sağlanması yeterlidir: ölçütlerden biri alacaklı sayısına daha çok ağırlık verirken diğeri alacak tutarına ağırlık verir. İkili yapının işlevi, sayıca az fakat tutarı yüksek bir alacaklı grubunun ya da tersine küçük alacaklı kalabalığının sonucu tek başına belirlemesini önlemektir. Bunun pratik sonucu, toplantı öncesindeki hazırlığın hangi ölçütün daha ulaşılabilir olduğuna göre kurulmasıdır; alacaklı sayısı ile alacakların tutar dağılımı bu nedenle ayrı ayrı çıkarılır. Toplantıda oy vermemiş alacaklı bakımından kapı da hemen kapanmaz: toplantının ardından kanunda öngörülen iltihak süresi içinde kabul beyanı verilebilir ve bu beyanlar hesaba katılır. Nisabın toplantı günü kıl payı sağlanamadığı dosyalarda sonucu çoğu kez bu aşama belirler.
Oylamada yalnızca projeden etkilenen alacaklılar oy kullanır. Rehinle tam olarak karşılanan alacaklar ile konkordatoya tabi olmayan imtiyazlı alacaklar nisap hesabına katılmaz. Rehinli alacaklının rehinle karşılanmayan bölümü ise adi alacak gibi değerlendirilir. Bu ayrımın doğru yapılmaması, sonradan tasdik aşamasında nisaba itiraz edilmesine yol açabilir.
Konkordatonun Tasdiki ve Sonuçları
Komiser gerekçeli raporunu dosyayla birlikte mahkemeye sunar. Mahkeme duruşma açar, alacaklılar itirazlarını bu aşamada bildirir. Tasdik için kanunda aranan koşullar birlikte değerlendirilir:
- Teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması
- Teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olması
- Projenin kanunda öngörülen nisapla kabul edilmiş bulunması
- Kanunda gösterilen alacakların ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle kurulmuş borçların ifasının, kanunda öngörülen ölçüde teminata bağlanmış olması
- Tasdikin gerektirdiği yargılama gideri ile harcın karar öncesinde mahkeme veznesine yatırılmış olması
Tasdik kararıyla proje bağlayıcı hâle gelir ve projeden etkilenen tüm alacaklılar için hüküm doğurur; projeye olumsuz oy vermiş alacaklı da plana tabidir. Mühlet içinde duran takipler düşer. Mahkeme, projenin uygulanmasının denetimi için kayyım görevlendirebilir.
Tasdik talebi reddedilirse mühletin sağladığı koruma sona erer ve takipler işlemeye devam eder. Borçlu iflasa tabi kişilerden ise ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden biri de mevcutsa mahkeme ayrıca talep aranmaksızın borçlunun iflasına resen karar verir. Tasdik ihtimalinin zayıf göründüğü dosyalarda bu risk baştan hesaba katılır; ön projenin ve karşılaştırma tablosunun hazırlanmasında gösterilen özenin karşılığı da buradadır.
Tasdikten sonra da kanunda gösterilen talep yolları vardır. Kendisine karşı projeyle üstlenilen edim yerine getirilmeyen alacaklı, konkordatonun kendisi bakımından feshini isteyebilir. Konkordatonun kötü niyetle sakatlandığı anlaşılırsa, konkordatonun tamamen feshi talep edilebilir ve bu talep tüm alacaklılar bakımından sonuç doğurur.
Ankara’da Konkordato Dosyalarının Görüldüğü Merciler
Konkordatoda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise iflasa tabi borçlular için muamele merkezinin, iflasa tabi olmayan borçlular için yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Ticaret sicilinde kayıtlı merkez ile işletmenin gerçek yönetim merkezi farklı yerlerde ise yetki itirazı gündeme gelebilir; bu nedenle başvurudan önce sicil kaydı ile fiili durumun örtüşüp örtüşmediği incelenir.
Ankara’da bu ayrım tek bir adliyeye işaret etmez. Yenimahalle sınırları içinde, Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgesinde merkezi bulunan işletmelerin dosyaları Sıhhiye’deki Ankara Adliyesi bünyesindeki asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Merkezi Sincan, Etimesgut ya da Eryaman gibi Ankara Batı Adliyesinin yetki alanına giren bir yerleşimde bulunan işletmeler bakımından ise dosya Ankara Batı Adliyesine açılır. Bu sayfada hizmet verilen bölgelerin tamamı aynı adliyeye bağlı olmadığı için, dosyanın açılacağı yer büronun bağlı olduğu adliyeye göre değil işletmenin merkezinin bulunduğu yere göre belirlenir; büro her iki adliyede de dosya takibi yapar. Mühletin ilanı ve kurumlara bildirimi, ticaret sicili işlemleriyle birlikte yürütülür.
Konkordato bir dava değil, çekişmesiz yargıya ilişkin bir taleptir. Bu nedenle ticari uyuşmazlıklar için öngörülen dava şartı arabuluculuk konkordato başvurusunda uygulanmaz. Buna karşılık mühlet öncesinde başlamış olan alacak takipleri ve davalar varlığını sürdürür; bunların hangi aşamada olduğu ve mühletten nasıl etkileneceği ayrı ayrı değerlendirilir. Takip ve haciz aşamalarının işleyişi konusunda icra ve alacak takibine ilişkin sayfa ayrıca incelenebilir.
Süreç Nasıl İlerler
İlk görüşmede işletmenin borç yapısı çıkarılır: alacaklıların kimliği, alacak tutarları, rehin ve imtiyaz durumu, devam eden takipler ve teminat ilişkileri birlikte incelenir. Bu çalışma, konkordatonun uygun yol olup olmadığını ve hangi türün seçileceğini ortaya koyar.
İkinci aşamada ön proje kurulur. Ödeme kaynaklarının gerçekçi biçimde gösterilmesi, mali tabloların hazırlanması ve bağımsız denetim raporunun alınması bu aşamanın işidir. Karşılaştırma tablosu, iflas hâlindeki muhtemel tasfiye değeri üzerinden hazırlanır; bu tablonun zayıf kalması tasdik aşamasında sorun doğurur.
Başvuru ve geçici mühlet aşamasının ardından komiser çalışması, alacak kaydı ve alacaklılar toplantısı gelir. Toplantı öncesinde alacak tutarı yüksek alacaklılarla yürütülen görüşmeler nisabın sağlanması bakımından önem taşır. Süreç tasdik duruşmasıyla sonuçlanır; tasdik hâlinde projenin uygulanması ve varsa kayyım denetimi devam eder. Şirket yapısı, ortaklık ilişkileri ve ticari sözleşmelerin yeniden düzenlenmesi gereken hâllerde çalışma, ticari sözleşmelerin ve şirket işlemlerinin incelenmesi başlığıyla birlikte yürütülür.
Uygulamada Karşılaşılan Hatalar
Bu başlıkta karşılaşılan durumlardan biri geç başvurudur. Ödeme güçlüğü tehlikesi görünür hâle geldiği anda değil, ödemeler fiilen durduktan sonra harekete geçilmesi, projeye kaynak olabilecek varlıkların hacizle bağlanmasına ve nisabı sağlayacak alacaklı desteğinin kaybedilmesine yol açar.
İkinci hata, ön projede gerçekçi olmayan kaynak gösterilmesidir. Karşılığı belgelenmemiş bir sermaye artırımı taahhüdü ya da piyasa değerinin üzerinde varsayılan bir varlık satışı, komiser incelemesinde ve karşılaştırma tablosunda ortaya çıkar; bu durum yalnızca tasdiki değil, kesin mühlet kararını da tehlikeye atar.
Üçüncü hata, alacaklılar listesinin eksik veya yanlış sınıflandırılmış olarak sunulmasıdır. Rehinli, imtiyazlı ve adi alacakların ayrıştırılmaması hem nisap hesabını hem de teminat yükümlülüğünü bozar. Aynı şekilde şirket ortaklarının ve ilişkili kişilerin alacaklarının listede gösterilmemesi de sonradan itiraza konu olur.
Dördüncü hata, mühlet içinde izne tabi işlemlerin izinsiz yapılmasıdır. Rehin tesisi, kefalet, taşınmazın devri veya takyidi gibi kanunda sayılan işlemler mahkemenin izni olmadan yapıldığında hükümsüzdür. Bir alacaklıya öncelik tanıyan ödemeler ile ortaklara yapılan aktarımlar bakımından ise işlemin niteliği ve mahkemenin izne bağladığı işlem çevresi birlikte değerlendirilir; her hâlükârda komiser raporuna yansıyarak mühletin kaldırılması ve iflas riskini gündeme getirir.
Alacaklı tarafında karşılaşılan hatalardan biri, alacağın süresinde kaydettirilmemesi ve toplantıya katılınmamasıdır. Kayıt yaptırmayan alacaklı oy kullanamaz, projeye göre yapılacak ödemelerde de sorun yaşar. Son olarak, mühletin borcu sona erdirdiği yanılgısıyla teminat ve kefalet ilişkilerinin gözden kaçırılması gerek borçlu gerek alacaklı tarafında maddi kayba yol açabilir; kefil ve müşterek borçlulara karşı takip imkânı, konkordato mühletinden kural olarak etkilenmez.