
İcra ve Alacak Takibinde Sunulan Hukuki Destek
Ankara İcra Avukatı arayışında uygulamada iki tipik durum karşımıza çıkar: alacağını tahsil edemeyen bir tarafın takibi nasıl başlatacağını bilmemesi ya da hakkında takip başlatılan bir kişinin hangi süre içinde ne yapacağını kestirememesi. İcra hukuku her iki tarafta da sürelere bağlı olduğu için, dosyanın ilk günlerinde verilen kararlar sonraki aşamaların çerçevesini belirler.
İcra ve İflas Kanunu, alacağın niteliğine göre birbirinden farklı takip yolları öngörmüştür. Elde bir mahkeme kararı bulunup bulunmadığı, alacağın bir kambiyo senedine dayanıp dayanmadığı ve borcun rehinle güvence altına alınıp alınmadığı hangi yolun izleneceğini belirler. Yanlış yolun seçilmesi takibin iptaline yol açabilir.
Ragıp Tüzün Mahallesindeki büroda yürütülen çalışma, Yenimahalle ve Ankara genelinde şu başlıkları kapsamaktadır:
- Şahsi ve ticari alacaklar için ilamsız ve ilamlı takip başlatılması
- İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması davalarının açılması ve takibi
- Haciz, muhafaza, satış ve sıra cetveline itiraz aşamalarının yürütülmesi
- Üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar için haciz ihbarnamesi gönderilmesi
- Borçlu tarafında menfi tespit, istirdat ve şikayet yollarına başvurulması
- İhtiyati haciz taleplerinin hazırlanması ve uygulanması
- Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip ve istihkak uyuşmazlıkları
- İhalenin feshi başvurularının hazırlanması ve dosya hesabının denetimi
Diğer başlıklar için çalışma alanlarının tamamına göz atabilirsiniz.
Genel Haciz Yoluyla İlamsız Takip
Elde bir mahkeme kararı bulunmasa da para alacakları için doğrudan icra takibi başlatılabilir. Bu yol, alacağın bir belgeye dayanmasını dahi zorunlu kılmaz; ancak fatura, cari hesap ekstresi, teslim tutanağı, banka dekontu ve yazışmalar dosyayı güçlendirir.
Alacak bir çeke, bonoya veya poliçeye dayanıyorsa genel haciz yolu yerine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu izlenir. O yolda ödeme ve itiraz süreleri kanunda ayrıca düzenlenmiştir; itiraz icra dairesine değil icra hukuk mahkemesine yapılır ve kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz. Buna karşılık senedin şekil şartlarındaki bir eksiklik belgenin kambiyo senedi vasfını yitirmesine ve takibin iptaline yol açabildiğinden, senet takibe konulmadan önce incelenmelidir. Ayrıntılar için çek ve senet uyuşmazlıklarına ilişkin sayfa incelenebilir.
Ödeme emri ve itiraz
Takip talebi üzerine icra dairesi borçluya ödeme emri gönderir. Borçlunun ödeme emrine itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür (İİK m.62); bu nedenle tebligat parçasındaki tarih dosyanın başında kayda geçirilmelidir.
İtirazın nasıl yazılacağını ödeme emrine itiraz yazımızda adım adım anlattık. Süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur ve bu noktadan sonra alacaklının önünde iki seçenek kalır.
Borçlu itirazında yalnızca borca değil, imzaya veya yetkiye de itiraz edebilir. İtirazın hangi kalemleri kapsadığı, sonraki aşamanın hangi mahkemede yürüyeceğini etkiler. Bu nedenle itiraz dilekçesinin kapsamı borçlu tarafında da dikkatle belirlenmelidir.
İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması
İtirazın iptali davası genel mahkemede açılır ve alacağın esası burada incelenir. Bu davada her türlü delil ileri sürülebilir, tanık dinletilebilir ve bilirkişi incelemesi yapılabilir.
Dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m.67); bu nedenle itiraz üzerine dosyaya giren evrakın tarihleri kayda geçirilmelidir. Alacaklı haklı çıkarsa takip kaldığı yerden devam eder ve talep üzerine, hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.
İtirazın kaldırılması ise itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra hukuk mahkemesinden istenir (İİK m.68). Bu yolda yalnızca kanunda sayılan nitelikli belgelere dayanılabilir; imzası ikrar edilmiş adi senet, noterde düzenlenen belgeler ve resmî dairelerin verdiği belgeler bu kapsamdadır. İnceleme bu belgelerle sınırlı olduğundan kapsam dardır; elde uygun belge yoksa bu yol kapalıdır ve alacağın esasının tartışılacağı yola gidilir.
Alacak ticari nitelikteyse ve talep bir miktar paranın ödenmesine ilişkinse, itirazın iptali davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Ticari alacakların yapısı ve ticari defterlerin delil değeri konusunda ticaret ve şirketler hukuku dosyalarına ilişkin sayfa ayrıca incelenebilir.
İcra Takibinde Kanuni Süreler
İcra hukukunda süreler gün ile ölçülür ve çoğu tebliğ tarihinden işlemeye başlar. Aşağıdaki süreleri doğrudan İcra ve İflas Kanunu’ndan aktarıyoruz.
| İşlem | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| İlamsız takipte ödeme emrine itiraz | Tebliğden itibaren yedi gün | İİK m.62 |
| Kambiyo takibinde borca, imzaya, yetkiye itiraz ve şikâyet | Tebliğden itibaren beş gün, icra mahkemesine | İİK m.168 |
| Kambiyo takibinde ödeme | On gün | İİK m.168 |
| İtirazın iptali davası | İtirazın tebliğinden itibaren bir yıl | İİK m.67 |
| İtirazın kaldırılması | İtirazın tebliğinden itibaren altı ay | İİK m.68 |
| İcra dairesi işlemine şikâyet | Öğrenmeden itibaren yedi gün | İİK m.16 |
| Haciz isteme hakkı | Ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl | İİK m.78 |
| Satış isteme | Hacizden itibaren bir yıl | İİK m.106 |
| Haciz ihbarnamesine itiraz | Tebliğden itibaren yedi gün | İİK m.89 |
| İstihkak iddiası | Haczi öğrenmeden itibaren yedi gün | İİK m.96 |
| İhalenin feshi | İhale tarihinden itibaren yedi gün | İİK m.134 |
| İhtiyati haczin uygulanmasını isteme | Karar tarihinden itibaren on gün | İİK m.261 |
| Takipten önce alınan ihtiyati hacizden sonra takip veya dava | Haczin uygulanmasından itibaren yedi gün | İİK m.264 |
| İstirdat davası | Ödeme tarihinden itibaren bir yıl | İİK m.72 |
Haciz isteme süresinde itiraz ya da dava devam ettiği sürece geçen zaman hesaba katılmaz. Süresinde haciz istenmezse dosya işlemden kaldırılır ve yeniden haciz istemek için yenileme talebinin borçluya tebliği gerekir (İİK m.78). Satışı süresinde istenmeyen mal üzerindeki haciz ise kendiliğinden kalkar (İİK m.110).
Maaş ve ücret haczinde, borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşüldükten sonra haciz konulur; ancak haczedilecek miktar maaşın dörtte birinden az olamaz (İİK m.83). Birden fazla haciz varsa kesintiler sıraya konur ve öndeki haczin kesintisi bitmeden sonrakine geçilmez.
İlamlı İcra ve İhtiyati Haciz
Elde bir mahkeme kararı ya da kanunun ilam niteliğinde saydığı bir belge varsa ilamlı icra yoluna başvurulur. Bu yolda borçluya ödeme emri değil icra emri gönderilir ve borçlunun itirazla takibi durdurma imkânı bulunmaz. Borçlu ancak icranın geri bırakılmasını talep edebilir; bu talep, borcun ödendiği veya zamanaşımına uğradığı gibi sınırlı sebeplere dayanır.
Alacağın tahsilinin tehlikeye düşeceği hâllerde, dava veya takip açılmadan önce ya da bunlarla birlikte ihtiyati haciz talep edilebilir. Talep, alacağın varlığını yaklaşık olarak ortaya koyan belgelere dayandırılır; teminata ilişkin karar mahkemece verilir. İhtiyati haciz kararı alındıktan sonra kanunda öngörülen süre içinde uygulanması ve ardından takibin başlatılması gerekir; bu süreler kaçırılırsa karar kendiliğinden hükümsüz kalır.
Haciz, Satış ve Sıra Cetveli
Takip kesinleştikten sonra haciz aşamasına geçilir. Borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, banka hesapları, araçları, maaşı ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları haczedilebilir. Haczin uygulanması için alacaklının talebi gerekir; icra dairesi kendiliğinden işlem yapmaz.
Kanun, borçlunun ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi için bazı malları haciz dışında tutmuştur. Maaş ve ücretlerde haczedilecek kısım kanunda belirlenen sınırlar çerçevesinde belirlenir; borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli görülen kısım bu belirlemede dikkate alınır. Maaş ve ücret haczi ayrıca kendi usulüne tabidir ve işverene yazılan yazı üzerinden yürütülür. Kanunda sayılan istisnalar ile nafaka alacakları bakımından ayrı düzenlemeler saklıdır.
Haczedilen malların paraya çevrilmesi için kanunda öngörülen süreler içinde satış talebinde bulunulmalıdır. Süresinde satış istenmezse haciz kalkar. Satış kural olarak elektronik ortamda yapılan açık artırma usulüyle gerçekleştirilir; kanunda sayılan istisnai satış usulleri saklıdır. Aynı mal üzerinde birden çok alacaklının haczi varsa, paylaştırma sıra cetveline göre yapılır; sıra cetveline karşı süresinde şikayet veya itiraz yoluna gidilebilir.
Üçüncü Kişilerdeki Hak ve Alacakların Haczi
Borçlunun elinde görünür bir malı bulunmasa da, üçüncü kişilerde doğmuş ya da doğacak hak ve alacakları haczedilebilir. Bankadaki mevduat, kiracıdan alınacak kira bedeli, ticari ilişkiden doğan fatura alacakları ve şirketteki kâr payı bu kapsamdadır. Haciz, üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi tebliğ edilerek uygulanır. Buna karşılık maaş ve ücret alacağının haczi bu usulden ayrılır; işverene yazılan yazı üzerinden yürütülen kendi usulüne tabidir ve hangi kalem için hangi yolun izleneceği baştan ayrılmalıdır.
İhbarnameyi alan üçüncü kişi, borcu bulunmadığını veya malın elinde olmadığını kanunda öngörülen süre içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. Bildirimde bulunulmazsa alacak kendi borcu sayılır; ardından gönderilen ikinci ve üçüncü ihbarnameyle birlikte üçüncü kişinin kendi malvarlığı üzerinde haciz uygulanabilir hâle gelir. Bu sonuca karşı süresinde itiraz edilebilir; itiraz edilmemişse, kanunda öngörülen süre içinde açılabilecek dava yoluna başvurulur. Bu davanın da süreye bağlı olması nedeniyle ihbarnamelerin tebliğ tarihleri ayrı ayrı izlenmelidir.
Uygulamada karşılaşılan durumlardan biri, ihbarnamenin sıradan bir muhasebe evrakı sanılıp yanıtsız bırakılmasıdır. Şirketlerde evrakın hangi birime düştüğü ve tebliğ tarihinin kayda geçirilip geçirilmediği, sonradan kendi parasıyla sorumlu tutulup tutulmayacağını belirler. Bu nedenle icra evrakının işletme içinde ayrı bir akışa bağlanması ve tebliğ tarihinin kayda alınması önem taşır.
Alacaklı tarafında ise haczin isabetli yönlendirilmesi önem taşır. Tapu, trafik, sosyal güvenlik ve vergi kayıtları ile banka hesapları sorgulanarak hangi kaleme haciz konulacağı belirlenir; kapsamı belirsiz ve ölçüsüz haciz talepleri hem masrafı büyütür hem de şikayet konusu olabilir. Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgesindeki ticari alacaklarda, borçlu şirketin cari hesap ilişkisi içinde olduğu firmalara haciz ihbarnamesi gönderilmesi uygulamada başvurulan yollardan biridir; makine ve tezgâh haczinde ise muhafaza ve yediemin masrafı, tahsil edilecek tutarla birlikte önceden hesaplanmalıdır.
Borçlu Tarafında Başvurulabilecek Yollar
İcra hukuku yalnızca alacaklının değil, borçlunun da haklarını düzenler. Hakkında haksız bir takip başlatılan kişinin elinde birden çok yol bulunur.
Borç yükü tek bir dosyayla sınırlı değilse, takiplere ayrı ayrı karşı koymak yerine toplu bir çözüm gündeme gelebilir. Borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlu, alacaklılarıyla bir plan çerçevesinde anlaşmak üzere asliye ticaret mahkemesinden konkordato talep edebilir. Mahkemece mühlet verilmesi hâlinde takipler bakımından kanunda öngörülen sonuçlar doğar ve borçlunun tasarruf yetkisi komiserin denetimine girer; kanunda sayılan istisnalar ile bazı alacak türleri bakımından öngörülen ayrı düzenlemeler saklıdır. Bu yolun koşulları ve aşamaları için konkordato sürecine ilişkin sayfa incelenebilir.
Menfi tespit ve istirdat
Borçlu olmadığını ileri süren kişi, borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Dava, takip başlatılmadan önce açılabileceği gibi takip başlatıldıktan sonra da açılabilir.
Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına tedbir kararı verebilir. Takipten sonra açılan davada ise takip durdurulamaz; yalnızca aynı oranda teminatla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir (İİK m.72). Bu nedenle davanın hangi aşamada açılacağı sonucu doğrudan etkiler.
Para tahsil edildikten sonra ise ödenen tutarın geri alınması için istirdat davası yoluna gidilir.
Şikayet ve taksitle ödeme
İcra dairesinin yaptığı işlemler kanuna aykırıysa veya hakkın yerine getirilmemesi söz konusuysa icra hukuk mahkemesine şikayet yoluna başvurulur. Şikayet kural olarak kanunda öngörülen süre içinde yapılır; ancak kamu düzenine aykırılık hâllerinde süreye bağlı değildir.
Borçlu, haciz sırasında veya sonrasında borcunu taksitle ödemeyi taahhüt edebilir. Alacaklı taahhüdü kabul ederse dosya, taahhütte yazılan tutar ve tarihlere göre yürür. Buna karşılık taahhüde uyulmamasının sonucu ek bir masraf ya da para cezası değildir: alacaklının şikayeti üzerine borçlu hakkında icra ceza mahkemesince tazyik hapsine karar verilebilir, yani sonuç hürriyeti bağlayıcıdır. Taahhüt yerine getirildiğinde bu yaptırım kalkar. İcra dairesinde imzalanan kısa bir tutanağın bu ağırlıkta bir sonuç doğurabilmesi çoğu zaman fark edilmediğinden, taksit tutarı ödeme gücüyle ve dosya kapağı hesabıyla karşılaştırılmadan taahhüt imzalanmamalıdır.
Ankara’da İcra Dosyalarının Yürütüldüğü Merciler
Takip işlemleri icra dairelerinde yürütülür. Yetkili icra dairesi kural olarak borçlunun yerleşim yerindeki dairedir. Bunun dışındaki yetki hâlleri ile tarafların yetkili yeri kararlaştırmasının hangi koşullarda mümkün olduğu kanunda ayrıca düzenlenmiştir; bu nedenle sözleşmedeki yetki kaydına dayanmadan önce kaydın geçerli olup olmadığı değerlendirilmelidir. Yetkisiz dairede başlatılan takipte borçlu, süresinde yetki itirazında bulunabilir.
Takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar İcra Hukuk Mahkemesinde görülür. Alacağın esasına ilişkin davalarda görevli mahkeme ise uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir; kira, işçilik, tüketici ve ticari nitelikli alacaklar için kanunda ayrı görev kuralları öngörülmüştür. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce alacağın kaynağı belirlenmelidir. Karşılıksız çek nedeniyle yapılan başvuru ise kendi kanununda ayrıca düzenlenmiştir.
Yenimahalle’de yerleşik borçlulara ilişkin dosyalar Ankara Adliyesi bünyesindeki icra dairelerinde yürütülür.
Ankara icra daireleri ve icra mahkemeleri, Söğütözü Mahallesi 2179. Cadde No:5 Çankaya adresindeki 3 Nolu Ek Hizmet Binası’nda bulunur; Sıhhiye’deki merkez binada ise savcılık birimleri ve ceza mahkemeleri yer alır. Diğer adliye binaları için Ankara adliyeleri rehberimize bakabilirsiniz.
Ankara Batı Adliyesinin yetki alanına giren yerleşimlerde ise dosya oraya açılır; borçlunun adresi bu ayrımda belirleyicidir. Büronun ya da alacaklının bulunduğu yer dosyanın hangi adliyede açılacağını tek başına belirlemez; bu nedenle takip talebi hazırlanmadan önce borçlunun güncel adresi tespit edilir. Dosyanın hangi adliyede olduğu, tebligat üzerinde yazan icra dairesi adından da görülebilir.
Kira Alacağı ve Tahliye Talepli Takip
Kira alacağı için başlatılan takipte alacaklı isterse ödeme emri, borcun ödenmemesi hâlinde icra mahkemesinden tahliye istenebileceği ihtarını da içerir (İİK m.269). Kiracı yedi gün içinde itiraz sebeplerini icra dairesine bildirmek zorundadır. Kira sözleşmesini ve sözleşmedeki imzasını açıkça reddetmezse sözleşmeyi kabul etmiş sayılır.
İtiraz takibi durdurur. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını istemezse aynı alacak için bir daha ilamsız takip yapamaz. Tahliye davası, kira tespiti ve kiracının diğer yükümlülüklerine ilişkin dosyalar için kira uyuşmazlıklarına ilişkin sayfamıza bakabilirsiniz.
Takip Başlatmak İçin Gereken Bilgi ve Belgeler
Takip talebi hazırlanmadan önce aşağıdaki bilgileri topluyoruz. Eksik bilgiyle başlatılan takip, tebligat aşamasında geri döner ve süre kaybettirir.
- Alacaklı ve borçlunun T.C. kimlik veya vergi numarası ile borçlunun güncel adresi
- Alacağın dayanağı: sözleşme, fatura, cari hesap ekstresi, senet, mahkeme ilamı veya yazışmalar
- Alacağın asıl tutarı, vade tarihi ve talep edilecek faizin türü ile başlangıç tarihi
- Varsa ipotek akit tablosu, rehin sözleşmesi veya teminat belgeleri
- Takip avukat aracılığıyla yürütülecekse vekaletname
Borçlu tarafında ise ödeme emri veya icra emri zarfı, tebliğ tarihi ve varsa ödeme dekontları ilk incelemede istenir. Tebliğ tarihi, itiraz süresinin hesabı için tek başına belirleyicidir.
Süreç Nasıl İlerler
İlk aşamada alacağın dayanağı incelenir: senet var mı, fatura ve cari hesap kaydı tutuluyor mu, sözleşmede yetki ve delil düzenlemesi bulunuyor mu. Bu inceleme hangi takip yolunun seçileceğini ve itiraz hâlinde hangi davanın açılacağını baştan belirler.
Takip başlatıldıktan sonra tebligatın usulüne uygun yapılması izlenir; tebligattaki usulsüzlük, sonradan şikayet yoluyla ileri sürülebilen başlıklardan biridir ve tebliğ tarihine bağlı sürelerin hesabını etkiler. Süresinde itiraz gelirse itirazın niteliğine göre uygun dava açılır.
Takip kesinleştiğinde mal varlığı araştırması yapılır ve haciz talepleri gönderilir. Tahsil edilen tutarların dosyaya girişi ve dosya hesabının doğruluğu düzenli olarak kontrol edilir. Alacağın kaynağı bir tazminat talebiyse, tahsil aşamasından önceki yargılama için tazminat dosyalarının nasıl yürütüldüğü incelenebilir.
Rehnin Paraya Çevrilmesi ve İstihkak İddiası
Alacak bir taşınır veya taşınmaz rehniyle güvence altına alınmışsa, kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerekir. İpotekli alacaklarda bu yol izlenmeden genel haciz yoluna başvurulması, takibin iptaline yol açabilir. Kanun bazı hâllerde bu kuraldan ayrılma imkânı tanıdığından, alacağın niteliği baştan belirlenmelidir.
İpoteğin türü de izlenecek usulü etkiler. Belirli bir borç için kurulan kesin borç ipoteği ile ileride doğacak borçlar için kurulan üst sınır ipoteğinde, alacağın miktarının nasıl ortaya konacağı ve ileri sürülebilecek itirazlar farklılık gösterir. Bu ayrım, ödeme emrine yapılan itirazın hangi belgelerle incelenebileceğini etkiler; bu nedenle ipotek akit tablosu takip öncesinde incelenmelidir.
Haciz sırasında gündeme gelebilen bir durum, haczedilen malın borçluya değil üçüncü bir kişiye ait olduğunun ileri sürülmesidir. Bu iddia istihkak iddiası olarak adlandırılır ve kanunda ayrı bir usule bağlanmıştır. Malın borçlunun elinde bulunup bulunmadığı, ispat yükünün hangi tarafta olacağını doğrudan etkiler.
İstihkak iddiasında bulunan kişi, iddiasını haciz sırasında veya öğrendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde bildirmelidir. İcra dairesi iddiayı ilgililere tebliğ eder ve itiraz edilmesi hâlinde uyuşmazlık icra hukuk mahkemesinde çözülür. Bu süreçte satışın durup durmayacağı ayrıca değerlendirilir.
İhalenin Feshi ve Dosya Hesabının Denetimi
Haczedilen malın açık artırmayla satışı sonrasında, ihalenin usulüne aykırı yapıldığını ileri süren ilgililer ihalenin feshini isteyebilir. Talep, ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde icra hukuk mahkemesine şikâyet yoluyla yapılır (İİK m.134).
Fesih sebepleri sınırlı biçimde değerlendirilir. Satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmemesi, kıymet takdirinin hatalı yapılması, artırma şartlarının kanuna aykırı belirlenmesi ve ihaleye fesat karıştırılması bu sebepler arasındadır. Kıymet takdirine karşı ileri sürülecek itirazın kendi süresi içinde yapılması gerekir; bu nedenle kıymet takdiri raporunun tebliğ edildiği anda incelenmesi ve gerekiyorsa itiraz edilmesi önem taşır.
İhalenin feshi talebinin reddi hâlinde talepte bulunan bakımından kanunda öngörülen sonuçlar doğabildiğinden, başvurunun dayanaklarının önceden değerlendirilmesi önem taşır.
Takip sürecinin her aşamasında dosya hesabının denetlenmesi de ayrı bir başlıktır. İşleyen faizin türü ve oranı, tahsil edilen tutarların hangi kalemlere mahsup edildiği, vekâlet ücreti ve masrafların doğru hesaplanıp hesaplanmadığı düzenli olarak kontrol edilir. Hesap hatalarına karşı şikayet yoluna başvurulabilir. Borcunu ödediğini düşünen borçlunun dosya kapağı hesabını incelemeden ödeme yapması, sonradan fazla ödemenin geri istenmesi sorununu doğurur.
Dosyanın İşlemsiz Kalması ve Zamanaşımı
Takip kesinleştikten sonra dosyanın işlem görmeden bekletilmesi, alacaklı tarafında gözden kaçabilen bir durumdur. Takip kendiliğinden sona ermez; ancak son işlem tarihinden itibaren zamanaşımı işlemeye başlar. Uygulanacak süre alacağın kaynağına göre değişir: bir mahkeme ilamına dayanan takiple, adi senede ya da fatura alacağına dayanan takipte aynı süre geçerli değildir.
Zamanaşımı tamamlandıktan sonra borçlu, icra hukuk mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Bu talep kabul edilirse alacak varlığını sürdürse de takip yoluyla tahsil imkânı ortadan kalkar. Dosyanın canlı tutulması için haciz, satış ya da yenileme talebi gibi işlemlerin düzenli aralıklarla yapılması gerekir; her işlem aynı zamanda zamanaşımını keser.
Kanunda öngörülen süre içinde haciz talebinde bulunulmazsa dosya işlemden kaldırılır. Bu, takibin sona ermesi anlamına gelmez; dosyanın yeniden işleme konulabilmesi için yenileme talebinde bulunulması ve bu talebin borçluya tebliğ ettirilmesi gerekir. Tebligat gideri ve yenileme harcı alacaklıya aittir; bu nedenle uzun süre bekletilen dosyalarda tahsil edilecek tutarla yeniden harekete geçirme maliyeti karşılaştırılır.
Borçlu tarafında ise ödeme yapılırken dosyanın güncel durumunun kontrol edilmesi önem taşır. Kapandığı sanılan bir dosyada işleyen faiz, tebligat gideri ve vekâlet ücreti nedeniyle bakiye borç görünmeye devam edebilir. Ödemenin ardından dosyanın infazen kapatıldığının ve hacizlerin fekkedildiğinin teyit edilmesi, aylar sonra yeniden banka veya maaş haczi uygulanmasının önüne geçer. Tapu ve trafik kayıtlarındaki haciz şerhlerinin kaldırılması için ayrıca talepte bulunulması gerekir; bu adım gözden kaçabilir.
Bu Alanda Rehber Yazılarımız
- Ödeme Emrine İtiraz: Süre, Şekil ve Sonuçları
İlamsız icra takibinde ödeme emri tebliğ edilen borçlu, yedi gün içinde icra dairesine itiraz ederek takibi durdurabilir. Yazıda sürenin hesabı, kısmi itiraz, alacaklının yolları, icra inkâr tazminatı ve çek ile senet takibindeki farklı süreler anlatılıyor.