Sigorta Uyuşmazlıklarında Sunulan Hukuki Destek
Ankara Sigorta Avukatı arayışı, poliçesi olduğu hâlde ödemesi eksik yapılan ya da talebi tümüyle reddedilen bir kişinin sigortacıyla arasındaki yazışmanın tıkandığı noktada başlar. Bu aşamada tartışma artık zararın gerçekliği değil, zararın poliçe kapsamında olup olmadığı ve hangi tutarın karşılanacağıdır.
Sigorta sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun sigorta hukukuna ayırdığı kitapta düzenlenmiştir. Uyuşmazlıklarda üç metin birlikte okunur: kanun hükümleri, ilgili sigorta türü için yayımlanmış genel şartlar ve tarafların poliçeye eklediği özel şartlar. Sigortacının red yazısı genel şartların belirli bir maddesine dayandırılır; dosyanın seyri, o maddenin somut olayı gerçekten kapsayıp kapsamadığının ortaya konmasına bağlıdır.
Ragıp Tüzün Mahallesindeki büroda yürütülen çalışma, Yenimahalle ve Ankara genelindeki sigorta ilişkilerinde şu başlıkları kapsamaktadır:
- Kasko ve zorunlu trafik sigortasında eksik ödeme ile ret kararlarına itiraz
- Sigortacıya yapılacak yazılı başvurunun hazırlanması ve hasar dosyasının takibi
- Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru ve tahkim aşamasında taraf vekilliği
- Asliye ticaret ve tüketici mahkemelerinde açılan sigorta tazminatı davalarının yürütülmesi
- Sigortacının açtığı rücu davalarında sigortalı tarafında savunma
- İşyeri, yangın, nakliyat ve makine kırılması poliçelerinden doğan hasar uyuşmazlıkları
- Poliçe ve genel şartların sözleşme öncesinde incelenmesi, teminat kapsamının belirlenmesi
Diğer başlıklar için çalışma alanlarının tamamına göz atabilirsiniz.
Zorunlu Trafik Sigortası ile Kasko Arasındaki Fark
Uygulamada bu iki poliçe birbirine karıştırılabilir; oysa hukuki nitelikleri birbirinden ayrıdır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası, Karayolları Trafik Kanunu gereği araç işletenlerine yüklenmiş bir yükümlülüktür ve bir sorumluluk sigortasıdır. Bu poliçe, aracın işletilmesinden doğan ve üçüncü kişilerin uğradığı zararı, poliçede yazılı teminat limitleri çerçevesinde karşılar.
Kasko ise isteğe bağlı bir mal sigortasıdır. Kural olarak sigortalının kendi aracında oluşan zararı güvence altına alır. Çarpma, çalınma, yanma ve benzeri rizikoların hangilerinin kapsandığı poliçeden poliçeye değişir; deprem, sel, terör ve ihtiyari mali sorumluluk gibi teminatlar ayrıca satın alınan yan teminatlar arasında yer alabilir. Bu nedenle bir hasarın karşılanıp karşılanmayacağı sorusu, poliçenin teminat listesine bakılmadan yanıtlanamaz.
Ayrımın pratik sonucu şudur: karşı taraftaki zarar gören kişi, zararını kendi poliçesinden değil, kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasından ister ve bunu doğrudan o sigortacıya yöneltebilir. Kendi aracındaki hasar için ise kasko poliçesi devreye girer. Kusur oranının ne olduğu, hangi poliçeden ne kadar tahsil edileceğini doğrudan etkiler; kaza tespit tutanağının nasıl düzenlendiği ve kazanın kendisine ilişkin sürecin nasıl yürütüldüğü bu nedenle sigorta dosyasının da girdisidir.
Kaza sonrasında gündeme gelen tazminat kalemleri ise ayrı bir konu başlığıdır. Sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma ve benzeri taleplerin nasıl hesaplandığı, tazminat dosyalarının yürütülmesine ilişkin sayfa üzerinden incelenebilir. Bu sayfanın konusu, zarar görenin ya da sigortalının sigortacıyla arasındaki ilişkidir.
Sigortacıya Başvuru: Yargı Yolundan Önceki Aşama
Zorunlu mali sorumluluk sigortasından kaynaklanan taleplerde, doğrudan dava açmak yerine önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması aranır. Sigortacının kanunda öngörülen süre içinde yazılı yanıt vermemesi ya da talebin kısmen veya tamamen reddedilmesi durumunda uyuşmazlık yargı veya tahkim önüne taşınabilir. Bu aşama atlanırsa dosya usulden reddedilebilir ve zaman kaybı yaşanır.
Başvurunun içeriği sürecin hızını belirler. Poliçe ve hasar dosya numarası, kaza tespit tutanağı ya da tutanak tutulmamışsa olayı ortaya koyan belgeler, zararı gösteren fotoğraf ve raporlar, onarım faturaları, sağlık giderlerine ilişkin belgeler ve ödemenin yapılacağı hesap bilgileri başvuruya eklenir. Eksik belge, sigortacıya dosyayı bekletme gerekçesi sağlar.
Sigortacının yanıtında hangi genel şart maddesine dayanıldığının açıkça belirtilmesi istenir. Gerekçesi yazılmamış bir ret kararı, sonraki aşamada sigortacının savunmasını değiştirmesine imkân tanır. Yazılı gerekçenin dosyada bulunması, tahkim ya da dava aşamasında tartışmanın sınırını baştan çizer.
Beyan ve İhbar Yükümlülüğü
Sigorta ilişkisinde yükümlülük tek yönlü değildir. Sözleşme kurulurken sigorta ettiren, rizikonun değerlendirilmesinde etkili olacak ve bildiği ya da bilmesi gereken hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlal edildiği ileri sürüldüğünde sigortacı, koşullarına göre sözleşmeden cayabilir, prim farkı isteyebilir ya da ödenecek tutardan indirim yapılmasını talep edebilir. Sonucun ne olacağı, bildirilmeyen hususun rizikonun gerçekleşmesine etkisine ve sigorta ettirenin kusur derecesine bağlıdır.
Bu yükümlülüğün karşısında sigortacının aydınlatma yükümlülüğü bulunur. Sözleşme kurulmadan önce teminatın kapsamı, istisnalar ve tarafların hakları konusunda bilgilendirme yapılması gerekir. Bilgilendirme yapılmadığı ya da eksik yapıldığı hâllerde sigorta ettiren lehine sonuçlar doğabilir; bu nedenle poliçe teslim belgeleri ve bilgilendirme formları dosyaya eklenir.
Rizikonun gerçekleşmesinden sonra ise ihbar yükümlülüğü devreye girer. Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiğinde gecikmeksizin sigortacıya bildirmek durumundadır. Bildirimin geciktirilmesi tek başına ödemeyi tümüyle ortadan kaldırmaz; ancak gecikme yüzünden zarar artmışsa, artan kısım bakımından indirim gündeme gelebilir. Sigorta ettirenin ayrıca zararı önleme ve azaltma yükümlülüğü vardır; bu amaçla yapılan makul giderler kural olarak sigortacı tarafından karşılanır.
Rizikonun Gerçekleşmesi ve Hasar Dosyasının Kurulması
Hasar ihbarıyla birlikte sigortacı bir dosya numarası verir ve hasarın incelenmesi için sigorta eksperi görevlendirilebilir. Bu aşamada yapılan hataların sonradan telafisi güçtür; çünkü zararın kapsamı, ilk tespitlerle belgelenmediğinde ispat sorunu doğar.
Aracın ya da hasarlı malın onarımından önce durumunun ayrıntılı biçimde kaydedilmesi gerekir. Farklı açılardan çekilmiş fotoğraflar, olay yeri görüntüleri, güvenlik kamerası kayıtlarının temini için yapılan başvurular ve tanık bilgileri bu kaydın parçasıdır. Onarım yapıldıktan sonra hasarın gerçek boyutunu ortaya koymak, yalnızca fatura ve parça listesiyle mümkün olmayabilir.
Karşı tarafın ya da sigortacının tespite yanaşmadığı durumlarda mahkemeden delil tespiti istenebilir. Delil tespiti, dava açılmadan önce delillerin kaybolmasını ya da değişmesini önlemek amacıyla başvurulan bir yoldur. Tespit talebi, esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeye ya da üzerinde inceleme yapılacak şeyin bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesine yöneltilir; bu nedenle hangi adliyeye başvurulacağı, aracın veya hasarlı malın bulunduğu yere göre değişir. Alınan tespit kararıyla, onarım beklenmeden hasarın durumu kayda geçirilebilir.
Hasar Tespiti, Eksper Raporu ve Bilirkişi İncelemesi
Sigorta eksperi, Sigortacılık Kanunu çerçevesinde ruhsatlandırılan ve hasarın niteliğini, nedenini ve tutarını belirleyen kişidir. Uygulamada eksper sigortacı tarafından atanabildiği gibi, sigorta ettiren de kendi adına bağımsız bir eksper görevlendirebilir. İki rapor arasındaki farklar, uyuşmazlığın çekirdeğini oluşturur.
Eksper raporu bir görüş belgesidir, mahkemeyi ya da hakemi bağlamaz. Yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılır ve tutar buna göre belirlenir. Bu nedenle rapordaki hesap yönteminin, kullanılan parça fiyatlarının ve uygulanan yıpranma paylarının ayrıntılı olarak sorgulanması gerekir.
Tam hasar, yani aracın onarımının ekonomik olmadığı sonucuna varılan durumlarda hesap tümüyle değişir. Bu halde aracın rizikodan önceki değeri esas alınır ve kalan hurda değeri, yani sovtaj, hesaptan düşülür. Sovtajın kimde kalacağı ve hangi değerle dikkate alınacağı, ödenecek tutarı doğrudan etkileyen bir tartışmadır.
Poliçede kararlaştırılan muafiyet tutarı ile varsa ödenmemiş prim de hesaba girer: muafiyet ödenecek tutardan düşülür, muaccel hâle gelmiş prim borcu ise tazminattan mahsup edilebilir. Hasarsızlık kademesi ise ayrı bir başlıktır. Kademeyi etkileyen, ihbarın kendisi değil dosyadan ödeme yapılarak bir hasar kaydının oluşmasıdır; oluşan kayıt izleyen dönemde uygulanan hasarsızlık indirimini geriye düşürerek yeni poliçenin primini etkileyebilir. Bu, ödenecek tazminattan yapılan bir kesinti değildir. Küçük tutarlı hasarlarda kaskodan ödeme talep edip etmeme kararı, bu iki kalemin, yani muafiyet ile indirim kaybının birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Onarılan aracın ikinci el değerinde meydana gelen düşüş, yani değer kaybı, ayrı bir talep kalemidir ve kural olarak kasko teminatının kapsamında değildir; poliçede bu ad altında ayrıca satın alınmış bir teminat bulunmadıkça kaskodan istenemez. Değer kaybı talebi, kusurlu aracın zorunlu trafik sigortacısına ve zarardan sorumlu tutulan kişilere yöneltilebilir. Bu kalemin hesaplanma yöntemine ilişkin ayrıntılar tazminat başlığı altında ele alınmaktadır.
Eksik Ödeme ve Red Kararına İtiraz
Red ve eksik ödeme kararlarında ileri sürülen gerekçeler arasında şunlar yer alır: zararın poliçe teminatı dışında kaldığı, genel şartlarda sayılan bir istisnanın gerçekleştiği, beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği, hasarın muafiyet tutarının altında kaldığı ya da talebin zamanaşımına uğradığı. Her gerekçe farklı bir savunmayla karşılanır.
İlk adım, red gerekçesinin yazılı olarak alınması ve hasar dosyasının tamamının talep edilmesidir. Eksper raporu, fotoğraflar, hesap tabloları ve sigortacının iç yazışmalarının dosyaya girmesi, hangi verinin hangi sonuca dayanak yapıldığını görünür kılar.
İkinci adım, poliçedeki teminatın kapsamının belirlenmesidir. Genel şartlar ile poliçeye eklenen özel şartlar çeliştiğinde, sigorta ettiren aleyhine getirilen ve dikkat çekici biçimde belirtilmemiş kayıtların bağlayıcılığı tartışılabilir. Poliçe metni, teminatı daraltan bir hükmü açıkça ve anlaşılır biçimde ortaya koymuyorsa, bu durum sigortacı aleyhine değerlendirilebilir.
Üçüncü adım yolun seçimidir. Eksik kalan tutar için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmak ile yargı yoluna gitmek arasındaki tercih, dosyanın delil yapısına ve talep edilen tutara göre yapılır.
Sigorta Tahkim Komisyonu ile Mahkeme Yolunun Karşılaştırılması
Sigorta Tahkim Komisyonu, Sigortacılık Kanunu uyarınca sigorta ettirenler ile sigorta kuruluşları arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için kurulmuştur. Hangi uyuşmazlıkların Komisyon önüne getirilebileceği ve başvurunun hangi koşullara bağlı olduğu kanunda düzenlenmiştir; bu nedenle başvurudan önce, ilgili sigorta kuruluşu ve uyuşmazlığın kaynaklandığı poliçe bakımından bu koşulların sağlanıp sağlanmadığı incelenir.
Tahkime başvurabilmek için önce sigorta kuruluşuna başvurulmuş olması ve talebin reddedilmiş ya da kanunda öngörülen süre içinde yanıtlanmamış bulunması gerekir. Başvuru Komisyona elektronik ortamda yapılabildiğinden, Ankara’da bulunan bir başvurucu için coğrafi bir engel doğmaz.
Tahkim yolunun öne çıkan yanı, hakemler için kanunda karar verme süresi öngörülmüş olması ve başvuru masraflarının sınırlı kalmasıdır. Hakem kararlarının kesin olup olmadığı, itiraz hakem heyetine gidilip gidilemeyeceği ve temyiz yolunun açık olup olmadığı ise kanunda belirlenen parasal sınırlara bağlıdır. Bu sınırlar dönemsel olarak güncellendiğinden, başvurudan önce yürürlükteki tutarların ne olduğu incelenir.
Mahkeme yolu ise delil imkânları bakımından daha geniştir. Tanık dinlenmesi, keşif yapılması, birden çok bilirkişi incelemesi ve karmaşık kusur tartışmalarının yürütülmesi gereken dosyalarda bu genişlik belirleyici olur. Buna karşılık dava yolunda arabuluculuk aşaması gündeme gelebilir: talebin niteliğine göre, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması kanunda dava şartı olarak öngörülmüş olabilir. Bu şartın somut talep bakımından uygulanıp uygulanmadığı, dosyanın başında belirlenir.
Tahkimde verilen ve kesinleşen kararlar, cebri icraya konu edilebilir. Kararın uygulanması aşamasında izlenecek yol ve haciz süreci konusunda icra takibinin nasıl yürütüldüğü ayrıca incelenebilir.
Eksik Sigorta, Aşkın Sigorta ve Poliçe İstisnaları
Sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki uyumsuzluk, ödenecek tutarı doğrudan etkiler. Sigorta bedelinin sigorta değerinden düşük belirlendiği durumlarda eksik sigortadan söz edilir ve kural olarak sigortacı zararın tamamını değil, sigorta bedelinin sigorta değerine oranına karşılık gelen kısmını öder. Bu kuralın aksi poliçede kararlaştırılmış olabileceğinden, ödemenin hangi esasa göre yapılacağı poliçe metninden kontrol edilir. Konu özellikle işyeri ve yangın poliçelerinde ağır sonuçlar doğurabilir: bina ve emtia değeri düşük beyan edilmişse, gerçekleşen hasarın bir kısmı sigortalının üzerinde kalabilir.
Sigorta bedelinin sigorta değerini aşması hâlinde ise aşkın sigorta gündeme gelir. Bedelin değeri aşan kısmı hüküm doğurmaz; sigorta ettiren, koşulları varsa prim indirimi isteyebilir. Aynı menfaatin birden çok sigortacıya sigorta ettirildiği durumlarda ise sigortacıların sorumluluğunun nasıl paylaşılacağı ayrıca değerlendirilir.
Genel şartlarda teminat dışında bırakılan hâller de dosyanın seyrini belirler. Kasko poliçelerinde ileri sürülen gerekçeler arasında kastın bulunması, aracın yarış ya da benzeri amaçlarla kullanılması, sürücünün gerekli sürücü belgesine sahip olmaması ve alkol ile uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanılması yer alır. Aynı durumların zorunlu trafik sigortasında nasıl ele alındığı ise farklıdır: orada zarar gören üçüncü kişiye ödeme yapılır, tartışma ödeme sonrasında sigortalıya rücu başlığı altında yürür. Bu nedenle bir savunmanın teminat dışılık olarak mı yoksa rücu sebebi olarak mı ileri sürüldüğü, hangi poliçenin ve hangi genel şartların uygulandığına bakılarak belirlenir. Her iki hâlde de üzerinde durulan nokta, ileri sürülen durum ile zararın doğması arasında bağlantı bulunup bulunmadığıdır.
Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgesindeki işletmelerde ise tartışma yangın, makine kırılması ve nakliyat poliçeleri üzerinde yürüyebilir. Bu poliçelerde teminat dışında bırakılan bakım eksikliği, işletme hatası ve ihmal kalemleri geniş yorumlanmaya açıktır; bakım kayıtlarının ve periyodik denetim belgelerinin düzenli tutulması, sonradan doğan tartışmanın seyrini değiştirir. Bölgedeki işletmelerin dosyalarına ilişkin ayrıntılar Ostim ve İvedik çevresindeki çalışma sayfasında yer almaktadır.
Rücu ve Halefiyet
Sigortacı ödediği tazminat tutarınca, sigortalının zarardan sorumlu üçüncü kişilere karşı sahip olduğu haklara halef olur. Bu, sigortacının kendi bağımsız bir alacağını değil, sigortalının alacağını devraldığını anlatır. Sonuç olarak zarardan sorumlu kişi, sigortalıya karşı ileri sürebileceği savunmaları sigortacıya karşı da ileri sürebilir.
Zorunlu trafik sigortasında ayrı bir düzen vardır. Sigortacı, zarar gören üçüncü kişiye ödeme yapmaktan kaçınamaz; ancak genel şartlarda sayılan durumların varlığı hâlinde ödediği tutarı sigortalıdan geri isteyebilir. Bu nedenle sigortalıya ödeme yapıldığı bilgisi değil, doğrudan bir rücu ihtarnamesi ya da icra takibi ulaşabilir.
Rücu talebine karşı savunma birkaç eksende kurulur. Ödemenin gerçekten yapılıp yapılmadığı ve tutarın doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, ileri sürülen rücu sebebinin genel şartlarda sayılan hâllerden biri olup olmadığı, bu sebep ile zararın doğması arasında bağlantı bulunup bulunmadığı ve talebin süresinde ileri sürülüp sürülmediği incelenir. Rücu tutarının, ödenen tazminatın tamamı değil yalnızca ilgili kısmı olabileceği de gözden kaçırılmamalıdır.
Ticari işletmeler bakımından rücu talepleri taşıma, ardiye ve üretim sözleşmeleriyle iç içe geçebilir. Sözleşmedeki sorumluluk sınırlamalarının ve sigorta ettirme yükümlülüğüne ilişkin maddelerin nasıl kurgulandığı sonucu değiştirir; bu yönüyle konu ticari sözleşmelerin ve şirket dosyalarının yürütülmesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Ankara’da Sigorta Dosyalarının Görüldüğü Merciler
Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari dava sayılır ve kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülür. İşyeri, yangın, nakliyat ve makine kırılması gibi sigortalının ticari ya da mesleki faaliyetine ilişkin rizikolarda bu genel kural uygulanır. Kuralın istisnası, sigortalının tüketici sıfatıyla taraf olduğu poliçelerdir; bireysel kasko ve konut poliçeleri bu gruba örnek gösterilebilir. Bu dosyalarda tüketici mevzuatının görev hükümleri devreye girer ve başvurulacak merci talep edilen tutara göre de değişebildiğinden, hangi mercie gidileceği dosyanın başında belirlenir. Zarar görenin, kusurlu aracın zorunlu trafik sigortacısına doğrudan yönelttiği talep ise poliçenin tarafı olmayan üçüncü kişinin talebidir; bu talebin hangi mercide ileri sürüleceği de dayanılan poliçe ve talebin niteliğiyle birlikte değerlendirilir.
Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir; taraflar aksini kararlaştıramaz ve mahkeme bunu kendiliğinden gözetir. Bu nedenle dosyanın hangi mercide açılacağı en başta belirlenir. Yanlış mahkemede açılan dava esasa girilmeden görevsizlik kararıyla sonuçlanır ve dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi için kanunda öngörülen süre içinde talepte bulunulması gerekir; bu da hem zaman hem gider kaybı doğurur.
Yetki bakımından birden çok mahkeme seçenek olabilir. Genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Bunun yanında, uyuşmazlığın hangi sigorta türünden doğduğuna göre kanunda başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmış olabilir; motorlu araç kazalarından doğan taleplerde Karayolları Trafik Kanunu ayrıca kendi yetki seçeneklerini getirir. Bu nedenle dava açılmadan önce, somut talebe hangi yetki kurallarının uygulanacağı ve bu kuralların hangi yerleri gösterdiği çıkarılır. Davacının hangi yeri seçtiği dosyanın süresini ve takip yükünü etkiler; seçim yetki kurallarının dışına taşarsa dosya daha ilk aşamada yetki itirazıyla karşılaşır.
Yetki kuralları Ankara’yı gösterdiğinde dosya, uyuşmazlığın niteliğine göre Ankara Adliyesi bünyesindeki görevli mahkemede görülür. Ankara Batı Adliyesinin yargı çevresine giren yerlerde ise dosya oraya açılır. Yenimahalle bu bakımdan Ankara Adliyesine bağlıdır; ancak belirleyici olan tarafın ikametgâhı değil, yukarıda sayılan yetki kurallarının hangi yeri işaret ettiğidir. Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurular bakımından ise böyle bir yerel ayrım doğmaz; başvuru elektronik ortamda yapılır ve dosya Komisyon tarafından görevlendirilen hakem tarafından incelenir.
Hasar kayıtlarının ve poliçe geçmişinin izlenmesinde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtları önem taşır. Aracın geçmiş hasar kayıtları, poliçe dönemleri ve hasarsızlık kademesi bu kayıtlardan takip edilir; dosyaya sunulan belgelerle bu kayıtların örtüşmesi beklenir.
Süreç Nasıl İlerler
İlk görüşmede poliçe, ilgili genel şartlar, hasar ihbarına ilişkin yazışmalar, eksper raporu ve varsa red yazısı birlikte incelenir. Bu inceleme iki soruya yanıt arar: riziko teminat kapsamında mıdır ve zararın tutarı hangi yönteme göre belirlenmelidir. Yanıtlar, izlenecek yolu baştan belirler.
Ardından sigortacıya yazılı başvuru hazırlanır ve eksik belgeler tamamlanır. Sigortacının yanıtı ya da kanunda öngörülen süre içinde yanıt vermemesi üzerine, dosyanın yapısına göre Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulur veya görevli mahkemede dava açılır. Dava yolu seçilmişse, talebin niteliğine göre önce arabuluculuk aşaması tamamlanır.
Tahkim ya da yargılama aşamasında zararın tutarı bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Bu aşamada rapora karşı yapılacak itirazın gerekçelendirilmesi belirleyicidir: hangi parça fiyatının hangi kaynaktan alındığı, yıpranma payının nasıl uygulandığı ve kusur oranının hangi verilere dayandırıldığı ayrı ayrı ele alınır. Karar verildikten sonra, tahsil aşamasında cebri icra yoluna başvurulabilir.
Dosyalarda Karşılaşılan Hatalar
Bu başlıktaki hatalardan ilki, hasar ihbarının geciktirilmesi ve bu gecikmenin belgelenebilir bir gerekçesinin bulunmamasıdır. İhbarın hangi tarihte ve hangi kanaldan yapıldığının kayda geçirilmesi, sonradan çıkacak tartışmayı önler.
İkinci hata, aracın ya da hasarlı malın tespit yapılmadan onarılmasıdır. Onarım sonrasında hasarın gerçek boyutunun gösterilmesi güçleşir ve tartışma yalnızca fatura üzerinden yürümek zorunda kalır. Onarım aciliyet taşıyorsa dahi, öncesinde ayrıntılı fotoğraf ve mümkünse bağımsız tespit yaptırılması gerekir.
Üçüncü hata, sigortacının önerdiği tutarın ihtirazi kayıt konulmadan kabul edilmesidir. Ödeme sırasında imzalanan ibra belgesi, eksik kalan kısım için sonradan talepte bulunulmasını güçleştirebilir. Ödeme alınırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun yazılı olarak belirtilmesi, bu riski azaltır.
Dördüncü hata, poliçenin teminat listesinin okunmamasıdır. Deprem, sel, terör, ihtiyari mali sorumluluk ve yedek parça teminatı gibi kalemlerin poliçede bulunup bulunmadığı, hasar gerçekleştikten sonra değil sözleşme kurulurken belirlenir. Aynı şekilde poliçedeki adres ve iletişim bilgilerinin güncel olmaması, bildirimlerin ulaşmamasına ve süre kayıplarına yol açar.
Beşinci hata, başvuru ve zamanaşımı sürelerinin gözden kaçırılmasıdır. Sigorta sözleşmesinden doğan istemler için Türk Ticaret Kanunu’nda özel zamanaşımı süreleri öngörülmüştür; zorunlu trafik sigortasından kaynaklanan taleplerde ise Karayolları Trafik Kanunu’nun kendi düzenlemesi uygulanır ve fiilin ceza gerektirdiği hâllerde daha uzun bir süre söz konusu olabilir. Sürelerin ne zaman işlemeye başladığı, olayın ve talebin niteliğine göre değiştiğinden dosyanın başında belirlenmelidir.
Altıncı hata, sigortacıyla yürütülen yazışmanın telefon üzerinden sürdürülmesidir. Talebin içeriği, sunulan belgeler ve verilen yanıtlar yazılı kanallardan yürütülmediğinde, sonraki aşamada hangi bilginin ne zaman iletildiği ispatlanamaz. Elektronik posta ve kayıtlı başvuru kanalları bu nedenle tercih edilir.