Trafik Kazası Dosyalarında Sunulan Hukuki Destek
Ankara Trafik Kazası Avukatı arayışına giren kişiler, kazanın hemen ertesinde değil, sigortadan gelen ödemenin zararı karşılamadığı ya da karşı tarafın kusuru kabul etmediği aşamada hukuki destek arayabilir. Bu dosyaların sonucunu etkileyen delillerin bir bölümü kazadan sonraki ilk saatlerde oluşsa da, sonradan başvurulmuş olması dosyanın ele alınmasına engel değildir. Kaza tespit tutanağı, hastane kayıtları, soruşturma dosyası ve poliçe bilgileri olay yerinden bağımsız olarak sonradan da temin edilebilir; ilk adım, elde bulunan belgelerle hangi zarar kalemlerinin hâlâ talep edilebileceğini ve hangi sürelerin işlemekte olduğunu ortaya koymaktır.
Trafik kazası tek bir dosya değil, birbirine bağlı iki ayrı süreç doğurabilir. Bir yanda kolluk ve savcılık tarafından yürütülen ceza soruşturması, diğer yanda zararın giderilmesine yönelik tazminat dosyası vardır. Bu iki hattın birbirini nasıl etkilediği bilinmeden atılan adımlar, tazminat aşamasında karşılaşılan sorunların kaynağı olabilir.
Ragıp Tüzün Mahallesindeki büroda yürütülen çalışma, Yenimahalle ve Ankara genelindeki trafik kazası dosyalarında şu başlıkları kapsamaktadır:
- Kaza tespit tutanağı, kamera kaydı ve tanık beyanlarının toplanması ve muhafazasının sağlanması
- Kusur tespitine yönelik bilirkişi incelemesinin takibi ve rapora karşı itirazların hazırlanması
- Araç değer kaybı, onarım gideri, ikame araç bedeli ve kazanç kaybı taleplerinin yürütülmesi
- Yaralanmalı kazalarda tedavi giderleri ile geçici ve sürekli iş göremezlik zararının ortaya konması
- Maluliyet raporunun alınması, rapora itiraz ve Adli Tıp Kurumuna sevk süreçlerinin izlenmesi
- Ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davalarının açılması
- Taksirle yaralama ve taksirle öldürme dosyalarında katılan vekilliği veya şüpheli müdafiliği
- Hükmedilen tazminatın kesinleşmesinden sonra tahsil aşamasının yürütülmesi
Diğer başlıklar için çalışma alanlarının tamamına göz atabilirsiniz.
Kaza Sonrasında Toplanması Gereken Deliller
Trafik kazası dosyalarında delil zinciri olay yerinde başlar. Kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı, araçların çarpışma sonrası konumunu, yolun ve hava koşullarının durumunu, sürücülerin beyanlarını ve varsa alkol ölçüm sonuçlarını içerir. Tutanağa eklenen kroki, sonraki bilirkişi incelemesinin başlangıç noktasıdır; krokinin gerçek durumu yansıtmadığı düşünülüyorsa bu husus tutanağa şerh olarak yazdırılmalıdır.
Maddi hasarlı kazalarda sürücülerin kendi aralarında doldurduğu tutanak da aynı işlevi görür. Ancak bu belgede kusurun kime ait olduğuna ilişkin kutucukların doldurulması, sonradan geri alınması güç bir kabul anlamına gelebilir. Olayın nasıl gerçekleştiği yazılırken kusur değerlendirmesine girilmemesi, aracın konumunu ve hasar bölgelerini gösteren fotoğrafların çekilmesi daha güvenli bir yoldur.
Kamera kayıtları bu dosyalarda belirleyici olabilecek delillerdendir. Kavşaklardaki kent güvenlik kameraları, çevredeki işyerlerinin kameraları ve araç içi kayıt cihazları olayın seyrini doğrudan gösterir. Bu kayıtların saklama süresi kısadır; kayıt üzerine yazma nedeniyle silinmeden önce ilgili kurumdan ya da işyerinden istenmesi, gerektiğinde savcılıktan muhafaza talep edilmesi gerekir.
Tanık bilgilerinin olay yerinde alınması da ayrı bir başlıktır. Tutanağa geçirilmeyen tanıklara sonradan ulaşmak güçleşir. Ad soyad ve iletişim bilgisinin olay yerinde not edilmesi, ilerleyen aşamada tanık deliline dayanılabilmesini kolaylaştırır.
Yaralanmanın bulunduğu hâllerde sağlık kayıtları delil zincirinin parçasıdır. Kaza sonrası hastaneye başvurulmaması, sonradan ortaya çıkan şikâyetlerin kazayla bağlantısının tartışılmasına yol açar. İlk muayene kaydı, adli rapor, görüntüleme sonuçları ve tedavi belgelerinin baştan itibaren toplanması, illiyet bağının ortaya konmasını kolaylaştırır.
Kusur Tespiti ve Bilirkişi İncelemesi
Kusur, tazminat dosyasında hem sorumluluğun kaynağını hem de ödenecek tutarı belirleyen ölçüttür. Kaza tespit tutanağında yer alan değerlendirme mahkemeyi bağlamaz; kusurun dağılımı yargılama sırasında yeniden incelenir. İnceleme, trafik konusunda görevlendirilen bilirkişi eliyle yürütülür ve fren izleri, çarpma açısı, araçlardaki deformasyon, yolun geometrisi, görüş mesafesi ile trafik işaretlerinin durumu birlikte değerlendirilir.
Zarar görenin kendi davranışı da hesaba katılır. Emniyet kemerinin takılmamış olması, motosiklette kask kullanılmaması, hız sınırının aşılması ya da alkollü olduğu bilinen bir sürücünün aracına binilmesi gibi durumlar müterafik kusur bakımından değerlendirilir ve tazminattan indirim sebebi olabilir. Bu nedenle dosyada yalnızca karşı tarafın değil, zarar görenin davranışının da ayrıca ele alınması gerekir.
Bilirkişi raporuna itiraz, dosyanın en kritik aşamalarından biridir. Raporun dosyadaki hangi delili değerlendirmediği, hangi teknik verinin göz ardı edildiği ve varılan sonucun tutanakla ya da kamera kaydıyla nerede çeliştiği somut biçimde gösterilmelidir. Genel nitelikteki itirazlar dosyada karşılık bulmayabilir; buna karşılık somutlaştırılmış itirazlar ek rapor alınmasına ya da yeni bir heyet görevlendirilmesine yol açabilir.
Kazanın oluşumunda yolun yapımından, bakımından veya işaretlemesinden kaynaklanan bir eksiklik varsa sorumluluk yalnızca sürücülerde kalmayabilir. Bakım ve işaretleme yükümlülüğü bulunan idareye karşı yürütülecek süreç ayrı bir usule tabidir; bu yolun işleyişi için idari işlem ve tam yargı davalarına ilişkin çalışma incelenebilir.
Sorumlu Taraflar ve Sorumluluğun Kaynağı
Trafik kazasından doğan zarardan sorumlu olabilecek kişiler yalnızca direksiyondaki sürücüyle sınırlı değildir. Karayolları Trafik Kanunu, aracı kendi adına ve hesabına kullanan işleten ile aracın kullanılmasını üstlenen teşebbüs sahibi bakımından kusura dayanmayan bir sorumluluk düzenlemiştir. Bu sorumluluğun doğması için işletenin kusurlu olması aranmaz; sorumluluk, işletme tehlikesinin yaratılmış olmasına bağlanmıştır. Kanunda sayılan hâllerde sorumluluktan kurtulma imkânı ise saklı tutulmuştur; bu savunmanın dinlenebilmesi için kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunun, buna karşılık işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuz olduğunun ve araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğinin ortaya konması gerekir. Bu nedenle işletene yöneltilen dosyalarda tartışma çoğu zaman kusurun kimde olduğu üzerinde değil, bu üç koşulun birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde yürür.
İşleten sıfatının tapu ya da ruhsat kaydıyla örtüşmeyebileceğine dikkat edilmelidir. Aracın uzun süreli kiralanması, filo kullanımı veya fiilî devir gibi durumlarda işleten sıfatı ruhsat sahibinden başkasına geçebilir. Davanın kime yöneltileceği bu değerlendirmeye göre belirlenir; hasım gösterilmesinde yapılan hata, davanın sıfat yokluğundan reddine ve yargılama giderleri ile karşı taraf vekâlet ücretinden sorumlu olunmasına yol açabilir.
Birden çok kişinin sorumlu olduğu hâllerde sorumluluk müteselsildir. Zarar gören, zararın tamamı için sorumlulardan dilediğine başvurabilir; sorumlular arasındaki iç paylaşım sonraki bir aşamanın konusudur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunan araçlarda ise teminat sınırları içinde doğrudan sigortacıya başvurulabilir. Poliçe kapsamının yorumu, teminat dışı hâller ve tahkim yolu ise sigorta uyuşmazlıklarının yürütülmesi başlığı altında ele alınmaktadır.
Bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınan kişinin uğradığı zarar bakımından kanunda ayrı bir düzenleme öngörülmüştür; bu hâlde işletenin kusursuz sorumluluğuna değil, genel hükümlere dayanılır. Yani hatır için alınan yolcunun talebinde sürücünün kusurunun ortaya konması gerekir; ayrıca hatır taşıması bulunduğu kabul edilirse tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gündeme gelebilir. Kazanın servis aracıyla veya iş için kullanılan bir araçla meydana gelmesi hâlinde ise olay aynı zamanda iş kazası niteliği taşıyabilir; bu durumda işverenin sorumluluğu da devreye girer ve talep, trafik sigortası ile işverenin sorumluluğu üzerinden iki ayrı hat hâlinde yürütülür. Bu hattın işleyişi iş kazası ile işveren sorumluluğuna ilişkin dosyalar başlığı altında ele alınmaktadır.
Araç Değer Kaybı ve Maddi Zarar Kalemleri
Maddi zarar birden çok kalemden oluşur. Onarım gideri bunlardan yalnızca biridir ve parça bedeli ile işçilik bedelini kapsar. Aracın onarılmamış olması tazminat istenmesine engel değildir; zarar, onarımın yapılıp yapılmadığına değil, kaza sonucu ortaya çıkan eksilmeye bağlıdır.
Değer kaybı, usulüne uygun onarım yapılsa dahi aracın ikinci el piyasasındaki değerinin düşmesinden doğar. Hesaplama, aracın kaza tarihindeki hasarsız değeri ile onarılmış hâldeki değeri arasındaki farkın belirlenmesi esasına dayanır. Aracın yaşı, kilometresi, hasarın taşıyıcı bölgede olup olmadığı ve önceki hasar kayıtları bu farkı doğrudan etkiler.
Onarımın ekonomik olmadığı, yani onarım bedelinin aracın değerini aştığı durumlarda zarar farklı hesaplanır. Bu hâlde aracın kaza tarihindeki rayiç değeri ile hasarlı hâldeki sovtaj değeri arasındaki fark istenir. Ticari olarak kullanılan araçlarda aracın kullanılamadığı süreye ilişkin kazanç kaybı da talep edilebilir; bu talebin ortaya konması için taşıma kayıtları, defter kayıtları ve gelir belgeleri önem taşır.
Bunların yanında çekici ücreti, yediemin otoparkı gideri, ulaşım masrafları ve ikame araç bedeli de zarar kalemleri arasında yer alır. Zarar kalemlerinin nasıl belgelendirileceği ve hesaplamanın hangi esaslara göre yapıldığı konusunda tazminat hesabının genel esasları ayrıca incelenebilir.
Yaralanmalı Kazalarda Tedavi Gideri ve İş Göremezlik Zararı
Bedensel zararlarda tazminatın kapsamı kanunda başlıklar hâlinde belirlenmiştir. Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan zararlar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar bu kapsamdadır. Sosyal güvenlik kurumunca karşılanan tedavi giderleri ile bağlanan gelirler, aynı zararın iki kez tazmin edilmemesi için hesapta denkleştirilir; bu nedenle dosyaya kurumun yaptığı ödemeleri gösteren kayıtların getirtilmesi istenir ve talep, kurumun karşıladığı kısmın dışında kalan zarar üzerinden şekillenir.
Geçici iş göremezlik, iyileşme sürecinde çalışılamayan döneme ilişkin kaybı ifade eder. Bu dönemin uzunluğu sağlık kayıtlarıyla ortaya konur. Refakatçi gideri, tedaviye ulaşım masrafları, protez ve ortez bedelleri ile bakım ihtiyacından doğan giderler de bu başlıkta değerlendirilir.
Sürekli iş göremezlik ise durumun kalıcı hâle gelmesinden sonra düzenlenen sağlık kurulu raporuyla belirlenir. Raporun hangi mevzuat esas alınarak düzenleneceği, kaza tarihi ile rapor tarihi arasında maluliyet düzenlemesinin değişmiş olup olmamasına göre farklılaşır; uygulamada olay tarihinde yürürlükte olan düzenlemenin esas alınması gözetilir. Aynı tabloya iki farklı düzenleme uygulandığında çıkan oranlar birbirinden ayrılabildiği için, raporun hangi tarihli düzenlemeye dayandığı ilk bakılan noktalardan biridir. Rapordaki oran, tazminat hesabının temelini oluşturduğu için rapora karşı itiraz ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumuna sevk talebi dosyanın seyrini değiştirir.
Hesaplama, zarar görenin belgelenen kazancı üzerinden yapılır; kazancın belgelenemediği hâllerde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gündeme gelir. Çalışılabilecek dönemin uzunluğu, yargılamada kullanılan güncel yaşam tablosu üzerinden belirlenir ve aktif çalışma dönemi ile sonrasındaki dönem ayrı ayrı değerlendirilir. Yüz ve görünür bölgelerdeki kalıcı izler bakımından estetik zarar da ayrıca ele alınır.
Ölümlü Kazalarda Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Ölüm hâlinde talep edilebilecek zararlar arasında cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve destekten yoksun kalma zararı yer alır. Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin mirasçılarına değil, onun desteğinden fiilen yararlanan kişilere ait bağımsız bir taleptir.
Desteğin varlığı, ölenin sağlığında düzenli ve sürekli biçimde yaptığı katkıyla ortaya konur. Bu katkının parasal nitelik taşıması zorunlu değildir; ev içinde verilen emek ve bakım da destek sayılabilir. Eş, çocuklar ve anne baba yönünden desteğin varlığı bu çerçevede değerlendirilir; kardeşler bakımından fiilî desteğin ortaya konması ayrıca aranır.
Hesaplamada ölenin kazancı, ailedeki pay dağılımı, çocukların desteğin sona ereceği varsayılan yaşa kadar geçecek süre ve dul eş bakımından yeniden evlenme ihtimali gibi ölçütler birlikte değerlendirilir. Ölenin kusurlu olduğu hâllerde bu kusur tazminattan indirim sebebi olarak dikkate alınır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası destekten yoksun kalma zararını teminat sınırları içinde karşılar; manevi tazminat ise bu teminatın kapsamı dışında kaldığı için doğrudan sorumlulardan istenir. Bu ayrım, aynı olayda sigortacıya ve sorumlulara yöneltilecek taleplerin neden farklı kalemlerden oluştuğunu da açıklar.
Manevi Tazminat
Manevi tazminat, ölüm ve ağır bedensel zarar hâllerinde duyulan acı ve elemin bir ölçüde karşılanmasını amaçlar. Ölümde ölenin yakınları, ağır bedensel zararda ise zarar gören ve koşulları varsa yakınları bu talebi ileri sürebilir. Yaralanma hâlinde yakınların bu talebi ileri sürüp süremeyeceği, zararın ağırlığına göre değerlendirilir.
Tutar hâkim tarafından takdir edilir. Takdirde olayın gerçekleşme biçimi, kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, zararın ağırlığı ve olayın yarattığı etki birlikte değerlendirilir. Manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiği ölçütü, talebin belirlenmesinde de gözetilir.
Manevi tazminat talebinin dava sırasında artırılıp artırılamayacağı ise tartışmalıdır; bu talebin bölünmeden bir kez ileri sürülmesi gerektiği yönündeki yaklaşım uygulamada ağırlığını korumaktadır. Maddi tazminatta bilirkişi raporu sonrasında talebi ıslahla güncellemek mümkünken manevi tazminatta aynı esneklik bulunmayabilir. Bu nedenle talep edilecek tutar dava açılırken olayın ağırlığı gözetilerek belirlenir; sonradan artırım yapılabileceği varsayımına dayanılmaz.
Ceza Dosyası ile Hukuk Dosyasının İlişkisi
Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda savcılık tarafından soruşturma başlatılır. Taksirle yaralamada soruşturma ve kovuşturma kural olarak şikâyete bağlıdır; şikâyet hakkının kanunda öngörülen süre içinde kullanılması gerekir. Yaralanmanın kanunda sayılan ağır neticelere yol açtığı ve fiilin bilinçli taksirle işlendiği hâller bakımından kanunda ayrık düzenlemeler öngörülmüştür. Ölümle sonuçlanan kazalarda ise soruşturma resen yürütülür.
Ceza dosyasında katılan sıfatının alınması, dosyanın incelenmesi ve delillerin takip edilmesi bakımından önem taşır. Ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporları, olay yeri inceleme tutanakları ve adli raporlar tazminat dosyasında da delil olarak kullanılır. İki dosyanın birlikte izlenmesi, aynı delilin iki kez toplanması zahmetini ortadan kaldırır.
Ceza mahkemesinin verdiği kararın hukuk davasına etkisi sınırlıdır. Kesinleşmiş bir ceza kararında olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin maddi olgu tespitleri hukuk hâkimini bağlar; buna karşılık beraat kararı ile ceza dosyasındaki kusur değerlendirmesi bağlayıcı değildir. Zamanaşımı bakımından ise eylemin aynı zamanda suç oluşturduğu hâllerde, ceza kanununda o suç için öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat istemine de uygulanması söz konusu olur. Bu nedenle yaralanmalı ve ölümlü kazalarda tazminat isteminin tabi olduğu süre, haksız fiiller için geçerli olan genel süreden daha uzun olabilir; sürenin somut dosyada nasıl hesaplanacağı, eylemin hangi suç tanımına girdiğine göre belirlenir.
Taksirle yaralama dosyalarında gündeme gelen uzlaştırma aşaması özellikle dikkat gerektirir. Uzlaşma belgesine maddi ve manevi tüm haklardan feragat edildiğine ilişkin bir ifade eklenmesi, sonradan açılacak tazminat davasının önünü kapatabilir. Ceza yargılamasının işleyişi ve bu aşamada verilecek beyanların sonuçları konusunda ceza soruşturması ve kovuşturmasında müdafilik ve vekillik sayfası incelenebilir.
Ankara’da Trafik Kazası Dosyalarının Görüldüğü Merciler
Trafik kazasından doğan uyuşmazlıkta görevli merci, talebin kime yöneltildiğine ve uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Sigorta şirketine yöneltilen istemler sigorta sözleşmesinden doğduğu için ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girer; sürücü, işleten ve araç sahibine yöneltilen haksız fiil kaynaklı istemler ise asliye hukuk mahkemesinde görülür. Talebin sigortacıyla birlikte diğer sorumlulara da yöneltildiği hâllerde görev sorusu dosyanın tamamı gözetilerek çözülür ve bu, davanın hangi kapıdan açılacağını baştan belirleyen sorulardan biridir. Kazanın yol yapımı, bakımı veya işaretlemesindeki bir eksiklikten kaynaklandığı ileri sürülüyorsa süreç idari yargıda, olayın aynı zamanda iş kazası niteliği taşıdığı hâllerde ise iş mahkemesinde yürütülen ayrı bir hat gündeme gelir. Bu nedenle davanın kime yöneltileceği ile hangi merci önünde açılacağı birlikte belirlenir.
Dava öncesi aşama da hasma göre değişir. Sigorta şirketine yöneltilen taleplerde dava açılmadan önce arabuluculuk aşamasının tamamlanmış olması aranır. Bunun yanında zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki taleplerde, dava veya tahkim yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması öngörülmüştür; başvuru yapılmadan açılan davada dava şartı eksikliği gündeme gelir ve dosya, eksikliğin giderilmesi ile usulden ret arasında bir tartışmaya girer. Bu tartışmaya hiç girmemek için başvurunun dava öncesinde yapılması ve tebliğ belgesiyle kayda geçirilmesi tercih edilir. Sürücü ve işletene yöneltilen haksız fiil kaynaklı taleplerde ise bu ön aşamalar kural olarak aranmaz; dolayısıyla davanın yalnızca sigorta şirketine mi, yoksa sürücü ve işletene birlikte mi yöneltileceği, dava açılmadan önce tamamlanması gereken adımları da değiştirir.
Yetki bakımından zarar görene seçim hakkı tanınmıştır. Davalının yerleşim yeri mahkemesi, kazanın meydana geldiği yer mahkemesi ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi bu seçimin kapsamındadır. Seçim, tanıkların ve delillerin bulunduğu yer gözetilerek yapıldığında yargılamanın izlenmesi kolaylaşır.
Yenimahalle sınırları içindeki yerleşimlere ilişkin dosyalarda, Ankara Adliyesi ile Ankara Batı Adliyesi arasındaki iş bölümü dikkate alınır. Bu bölüm ilçe ve mahalle bazında belirlendiği için, dava açılmadan önce ilgili yerleşimin hangi adliyeye bağlı olduğunun teyit edilmesi gerekir; yanlış adliyede açılan dosyada yetkisizlik kararı verilmesi ve dosyanın gönderilmesi gündeme gelir, bu da yargılamanın başlangıcında zaman kaybına yol açar. Ağır vasıta ve ticari araç trafiğinin yoğun olduğu sanayi bölgelerinde meydana gelen kazalar bakımından Ostim ve İvedik çevresinde yürütülen çalışma ayrıca incelenebilir.
Süreç Nasıl İlerler
İlk görüşmede kaza tespit tutanağı, varsa ceza soruşturması dosyası, sağlık kayıtları, araç ruhsatı, poliçe ve ekspertiz raporu birlikte incelenir. Bu inceleme hangi zarar kalemlerinin talep edilebileceğini, davanın kime yöneltileceğini ve hangi sürelerin işlemekte olduğunu ortaya koyar.
Ardından eksik delillerin tamamlanması aşamasına geçilir. Kamera kayıtlarının muhafazası, tanık bilgilerinin derlenmesi, maluliyet raporunun alınması ve araç üzerinde inceleme yapılması bu aşamada yürütülür. Aracın onarıma verilmeden önce hasar durumunun kayda geçirilmiş olması, değer kaybı talebinin dayanağını oluşturur.
Dava açıldıktan sonra kusur ve zarar hesabına ilişkin bilirkişi incelemeleri yapılır. Raporlar geldikçe talep edilen tutar ıslahla güncellenir; belirsiz alacak davası açılmışsa talep, rapor sonrasında netleştirilir. Karar kesinleştikten sonra tahsil aşamasına geçilir ve tutar rızayla ödenmezse ilamlı takip başlatılır; bu aşamanın işleyişi için icra takibi ve haciz süreci incelenebilir.
Trafik Kazası Dosyalarında Karşılaşılan Hatalar
Bu başlıktaki tipik durumlardan biri, olay yerinde yapılan beyanlarla sonradan çelişen bir tutum alınmasıdır. Karşı tarafı sakinleştirmek için söylenen sözler ya da anlaşmalı tutanaktaki kusur kutucuklarının düşünmeden doldurulması, sonraki aşamada aleyhe kabul olarak değerlendirilebilir. Tutanakta olayın nasıl gerçekleştiği yazılırken hukuki nitelendirmeye girilmemesi daha doğru bir yaklaşımdır.
Bir diğeri, sağlık kayıtlarının oluşturulmamasıdır. Kaza sırasında önemsiz görünen darbelerin etkisi günler sonra ortaya çıkabilir. Kazadan hemen sonra sağlık kuruluşuna başvurulmaması, sonradan ortaya çıkan rahatsızlığın kazayla bağlantısının tartışılmasına yol açar.
Ödeme alınırken imzalanan belgelerin okunmaması da bu başlıkta yer alır. Sigortacıdan ya da karşı taraftan alınan ödemede imzalanan ibraname veya makbuza başkaca talep bulunmadığına ilişkin bir ifade eklenmişse, eksik kalan zarar kalemleri için sonradan talepte bulunmak güçleşir. Ödeme sırasında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun belgeye yazdırılması, sonradan doğabilecek tartışmada dayanılacak bir kayıt bırakır.
Aracın hasar durumu kayda geçirilmeden onarıma verilmesi de karşılaşılan durumlardandır. Onarım tamamlandıktan sonra hasarın kapsamını ortaya koymak zorlaşır; fotoğraf, ekspertiz kaydı ve onarım öncesi belgeler bu nedenle önem taşır.
Son olarak, iş göremezlik iddiasında bulunulan dosyalarda günlük yaşamı gösteren paylaşımların dosyaya sunulabildiği unutulmamalıdır. Beyanla çelişen görüntü ve kayıtlar, kusur ve zarar değerlendirmesinde aleyhe sonuç doğurabilir.